Ana Sayfa / Popüler Bilim / 2019’da Kutlanacak En İyi 10 Bilimsel Yıl Dönümü

2019’da Kutlanacak En İyi 10 Bilimsel Yıl Dönümü

Kutlanacak yıl dönümlerini belirlemek, bugünlerde bilim dünyasının en acil sorunlardan olmasa da bu yılki nostaljik tarihler oldukça dikkat çekici.

Bilim dünyası bugünlerde iklim değişikleri, karanlık madde gibi temel konular üzerine odaklanmaktadır. Ancak bazı günlerde mutlu anları hatırlamak ve bilime katkı sağlayan bilim insanlarını hatırlamak önemlidir. 2019 yılı sayısız yıl dönümlerini içerisinde barındırsa da bazıları ön plana çıkıyor. İşte 2019 yılı içerisinde karşılaşacağımız 10 büyük yıl dönümü:

10. Andrea Cesalpino, 500. Doğum Günü

Ciddi bir botanik hayranı değilseniz 6 Haziran 1519 doğumlu Cesalpino’yu muhtemelen duymamışsınızdır. Ancak o, dönemin ünlü bir doktoru, filozofu ve botanikçisiydi. Bir tıp araştırmacısı olan Cesalpino, kan dolaşımı konusunda ilk ciddi bulguları ortaya koydu. Aynı zamanda dönemin ilk botanik kitabını yazdı. Birçok bitkiyi doğru şekilde tanımlayan Cesalpino, bitkileri çoğunlukla ilaçların kaynağı olarak gören sistematiği geliştirdi. Bugün ismi Caesalpinia cinsi çiçek bitkisiyle hatırlanıyor.

9. Leonardo da Vinci, Ölümünün 500. Yıl Dönümü

Cesalpino doğmadan az bir süre önce Leonardo (2 Mayıs 1519) öldü. Leonardo popüler olarak bir bilim insanından ziyade bir sanatçı olarak ünlüdür. Ancak aynı zamanda anatomist, jeolog, mühendis ve matematikçiydi. Ustaca fikirlerinin çoğu, ölümünden uzun bir zaman sonra bile kimsenin okumadığı defterlerde kaldı. Bir mühendis olarak karmaşık makinelerin birkaç basit mekanik prensiple birleştirdiğini
ve sürekli hareketin imkansızlığını vurguladı. Mekanik çalışmalarla ile ilgili temel fikirleri formüle etti.

8. Petrus Peregrinus’un Manyetizması, 750. Yıl Dönümü

Manyetizma, antik çağlardan beri, “lodestone” olarak bilinen demir içeren kayaların sergilediği bir özellik olarak biliniyordu. Fakat 13. yüzyılda Petrus Peregrinus (ya da Hacı Peter) gelene kadar kimse bu konuda fazla bir şey bilmiyordu. Petrus, kişisel hayatı hakkında çok az ipucunu geride bıraktı; kimse tam olarak ne zaman doğduğunu ya da öldüğünü bilmiyor. Ancak Petrus manyetik kutuplar kavramını açıklayan manyetizma ilişkin ilk önemli bilimsel çalışmayı 8 Ağustos 1269’da tamamladı.

7. Magellan’ın Dünyanın Çevresini Çizmesinin 500. Yıl Dönümü

Ferdinand Magellan, 20 Eylül 1519’da, İspanya’nın güneyinden yola çıkarak dünyanın dört bir yanında dolaşmak için üç yıl sürecek bir maceraya atıldı. Ancak Filipinler’de bir çatışmada öldürüldü ve yolculuk yarı yolda kaldı. Aynı yıllarda Juan Sebastian Elcano isimli gezgin onun başlattığı yolculuğu tamamladı. Tarihçi Samuel Eliot Morison, Elcano’nun “navigasyonu bitirdiğini ancak yine de bunun temelinin Magellan’ın planına dayandığını” belirtti.

6. Aya İnişin  50. Yıl Dönümü

Apollo 11, temel olarak sembolik (teknik olarak zor olsa da) bir başarıydı ancak yine de bilimsel olarak oldukça anlamlıydı. Ay üzerinde yer alan kaya parçalarının Dünya’ya getirilmesi ay jeolojisi bilimine katkı sağlamanın yanı sıra, Apollo astronotlarının daha sonraları ay depremlerini ölçmek için başvurduğu deneylere de katkı yaptı. Böylece Ay hakkında daha fazla bilgi edinildi.

5. Alexander Von Humboldt’un 250. Doğum Günü

14 Eylül 1769’da Berlin’de doğan Von Humboldt, aydınlanma yönünde en iyi sembollerden biriydi. Sadece bir coğrafyacı, jeolog, botanikçi ve mühendis değildi, aynı zamanda dünya standartlarında bir kaşif ve döneminin popüler biliminin en önemli yazarlarından biriydi. Kölelik, ırkçılık ve anti-Semitizm karşıtlığına şiddetle karşı çıkan, bilimin önde gelen bir figürüydü.

4. Thomas Young’un Ölçüm Hatası ile İlgili Makalesi

Işığın dalga yapısını gösteren bir deney ile ünlenen İngiliz araştırmacı Young, aynı zamanda bir doktor ve dil bilimciydi. Bilimsel ölçümlerde hata olasılığı ile ilgili olarak 2 Ocak 1819’de çok önemli bir araştırma yayınlandı.  Young bu çalışmada deneysel sonuçların güvenilirliğini “sayısal bir formda” ifade etmek için olasılık teorisinin kullanımını ele aldı. Young “çok fazla ölçüm yaparsanız, sonucunuzun olası hatasının
boyutu yalnızca bir ölçüm yapmanıza göre daha küçük olacaktır” hipotezini çalışmasının temeline yerleştirdi ve gelecek çalışmalara öncülük etti.

3. Johannes Kepler’in Harmonices Mundi Eserinin 400. Yıl Dönümü

17. yüzyılın en büyük fizikçi-astronomlarından biri olan Kepler, kürelerin uyumuna ilişkin fikrini modern astronomi ile bağdaştırmaya çalıştı. Yunan filozof-matematikçi Pisagor’a atfedilen orijinal fikir, göksel cisimler ile Dünya’nın etrafında yer alan kürelerin müzikal bir uyum oluşturmasına dayanıyordu. Görünüşe göre kimse bu müziği duymuyordu ancak Pisagor’un düşüncelerine savunanlara göre bu ses sadece doğumda mevcuttu. Kepler, güneş sisteminin yapısını iç içe geçmiş geometrik kalıplara karşılık gelen şekilde açıklamaya çalışmış, böylece (eliptik) gezegen yörüngelerini ayıran mesafeleri belirlemiştir. Kepler, “Harmonices Mundi (Dünya’nın Uyumu)” isimli eserini 1619 yılında yayınlanmıştır.

2. Eclipse Keşfi ile Einstein’ın Doğrulanması

Albert Einstein’ın 1915’te tamamlanan genel görelilik teorisi, Güneşin yakınından geçen uzak yıldızların ışığının, gökyüzündeki yıldızların görünür konumunu değiştirerek güneşin yer çekimi tarafından büküleceğini öngördü. Newton fiziği böyle bir bükülmeyi açıklayabilir ancak Einstein’ın hesapladığı miktarın yarısı kadar. Böyle bir ışığı gözlemlemek, Einstein’ın teorisini test etmek için iyi bir yol gibi
gözüküyordu ancak güneş gökyüzünde olduğu zaman yıldızları görememek gibi bir ufak problem mevcuttu. Hem Newtoncu hem de Einstein fiziği, bir sonraki güneş tutulması ne zaman olacağını, güneşin kenarına yakın yıldızları kısaca görülebilir hale getirmeye karar verdi. İngiliz astrofizikçi Arthur Eddington, Mayıs 1919’da Batı Afrika kıyılarındaki bir adadan bir tutulma gözlemlemek için keşif gezisine öncülük etti. Eddington, daha önce kaydedilen konumlarından bazı
yıldızlar için sapmaların, Einstein’ı doğrulayacak kadar yakın olduğunu
belirtmiştir.

1. Periyodik Tablonun 150. Yıl Dönümü

Dmitrii Mendeleev, birkaç element grubunun benzer özelliklere sahip olduğunu fark eden ilk kimyacı değildi. Fakat 1869’da elementleri sınıflandırmak için yol gösterici bir ilke belirledi: Bunları artan atom ağırlığı sırasına göre sıralarsanız benzer özelliklere sahip elementler düzenli (periyodik) aralıklarla yinelenir.

Bu görüşü kullanarak, kimya tarihindeki en büyük başarılardan biri olan elementlerin ilk periyodik tablosunu oluşturdu. Bilimin büyük başarılarının çoğu, anlaşılmaz matematiksel formüller biçiminde ortaya çıktı ya da sezgisel deha, büyük el becerisi, muazzam maliyet ya da karmaşık teknoloji gerektiren ayrıntılı deneyler gerektirdi. Ancak periyodik tablo duvar grafiğidir. Herkesin bir bilimsel disiplinin temellerini bir bakışta kavramalarını sağlar.

 Tom Siegfried

Çeviri: Mert Küçükvardar

Kaynak: https://www.sciencenews.org/blog/context/top-10-science-anniversaries-celebrate-2019
Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir