Ana Sayfa / Bilişim ve Teknoloji / “Arttırılmış sonsuzluk” ile ölüm sonrası iletişim kurmak mümkün mü?

“Arttırılmış sonsuzluk” ile ölüm sonrası iletişim kurmak mümkün mü?

Yapay zekânın sağladığı ilerlemeler, ebediyen ve ömür boyu çevrimiçi olarak var olabileceğimiz dijital ölümsüzlüğü mümkün kılabilir.

Ölümden sonra yaşamanın farklı bir versiyonunu denemek ister miydiniz? Bilgi, düşünce ve hatta kişiliğimizin sayısal olarak oluşturulduğu yeni bir kavram olan “arttırılmış sonsuzluk” bu hayali gerçeğe dönüştürebilir.

Toronto Ryberson Üniversitesi ve MIT Medya Laboratuvarı araştırmacıları, her gün ürettiğimiz verilere yapay zekâ uygulanması durumunda, düşüncelerimizi sadece fiziksel ölümden kurtarmakla kalmayıp aynı zamanda sanal bir varlığa aktarabileceğimizi iddia ediyorlar. Ancak bu yapının sonraki bilgi öğrenme süreçlerinin yeni verilerin girilmesi ile mümkün olabileceğini belirtiyorlar.

Medya Laboratuvarını ziyaret eden bilim insanı, Ryerson Üniversitesinin Dijital Medya Departmanı araştırma ve yenilik direktörü olan Dr. Hossein Rahnama, bu yılın ilerleyen dönemlerinde arttırılmış sonsuzluk konusunda bir makale yayınlamayı planlıyor. Aynı zamanda mobil uygulamalar aracılığıyla müşterinin nerede ve nasıl kullandığına bağlı olarak bulut tabanlı bir hizmet geliştiren Flybits‘in kurucusu olan Rahnama nihai hedefinin “dijital kimliğinizi dışa vurarak yaşam ile ölüm arasındaki boşluğu kapatmak” olduğunu söylüyor ve ekliyor:

“Fiziksel varlığınız ölebilir fakat insanlara yardım etmek ve mirasınızı gelişen bir varlık olarak muhafaza etmek edecek biçimde dijital varlığınız yaşamaya devam eder.”

Ortaya atılan bu düşünceler, bilim kurgu filmlerindeki gibi ütopik görünebilir  ancak bu temel fikirlerin çoğu, daha az iddialı yollarla zaten uygulanmış durumda. Son birkaç yıldır araştırmacılar, büyük miktardaki verileri analiz etmek, kalıpları belirlemek ve bunlar hakkında tahmin yapmak için makine öğrenme sistemlerini ve uzman sistemleri zaten kullanıyorlar. Amazon veya Netflix ‘in satın almak isteyeceğiniz veya beğenebileceğiniz şeyleri önermesine olanak tanıyan şey de bu.

Rahnama, yaptığımız her şeye buna benzer bir teknik uygulamak istiyor. Dijital formun geliştirilmesiyle ölüm ötesinden bize yöneltilen sorulara cevap bulmak için algoritmalar yaratılabilir, “kuşaklar arası toplu istihbaratın yeni bir formu” ortaya koyulabilir.

Rahnama, “Vefat eden bilim insanları ya da politikacılara sorular sormak, dijital sonsuzluk sistemleri yoluyla 30 ya da 40 yıl içinde mümkün olacak… Ronald Reagan ‘ın profilini aktif edebileceğimizi ve ona Donald Trump hakkında ne düşündüğünü sorabileceğimizi bir düşünün!”

Artırılmış sonsuzluk, düşünce ve fikirlerimizin devam etmesi anlamına gelir ve başımızı Futurama’da (TV Show) yer alan Richard Nixon gibi bir kavanoza koymamızı da gerektirmez (Fotoğraf: 20th Century Fox)

Düşüncelerimizin, vücudumuzun toz haline gelmesinden sonra yaşayacağı fikri yeni bir fikir değildir. “Tekillik” kavramının babası olan Ray Kurzweil, 2045 yılına kadar beyinlerimizin bir bilgisayara yüklenebileceğini ön görüyor. Ancak bunun nasıl yapılacağı konusunda, Rahnama gibi, açık bir plana sahip değil. Açıkçası teknoloji, işin kolay kısmı. Ancak dijital ölümsüzlüğü yakalamak, bir miktar sağlıklı şüpheciliğin yanı sıra veri gizliliği konusundaki bazı korkutucu zorlukların üstesinden gelmeyi gerektiriyor.

Dijital mirasçınızı seçin 

Rahnama, düşük maliyetli veri depolama sistemleri, internet bağlantılarının çoğalması, nispeten ucuz bilgisayar gücü ve gittikçe artan yapay zekâ araçları sayesinde bugün teknik olarak arttırılmış sonsuzluğun mümkün olduğunu söylüyor. 

Ona göre, bu konudaki en büyük engeller ise yeterince veri toplamak, bütün veriyi erişilebilir kılmak ve elbette veriyi korumaktır. Çünkü bir yapay zekâ sistemi, ne kadar çok veriyle beslenirse o denli verimli çalışır. Eğer hala hayattaysanız söylediğiniz ya da düşündüğünüz şeyler hakkında güvenilir tahminler yapmak için, arttırılmış sonsuzluk makinesi, toplumla olan ilişkilerinizden tutun da blog girişlerinize, sosyal medya yayınlarınız, fotoğraflarınız, metinleriniz ve elektronik postalarınıza hatta kahvaltıda ne yediğinize (ve ardından tweet ettiklerinize) kadar çok büyük miktarlardaki kişisel verilere ihtiyaç duyacaktır.

Rahnama’nın ifadesine göre, “Geçmişte bunu yapamazdınız çünkü birisi hakkında bu kadar sofistike öngörüde bulunabilecek sayısal imkanımız olmamıştı.” Rahnama ayrıca “Bundan 50 ya da 60 yıl sonra, bireysel olarak zettabayt [1 trilyon gigabayt] veri toplayan bir çağa erişilmiş olacaktır. Bu kadar verilerle ne yapabilirsiniz? Bu verileri alıp dijital varisinizi seçmek için yeterli tahmin modeline sahip misiniz? Ölümden sonra sizi temsil edebilecek bir şey var mı?” sorularıyla arttırılmış sonsuzluk kavramını sorgulamıştır.

Örgütlerin ortak bilgeliğine dokunan uzman sistemler zaten mevcuttur. The Ross Super Intelligent avukatları, IBM’in yapay zekâya sahip bilgisayarları olan Watson’u yasal belgeleri taramak ve avukatlara yasalarla ilgili çeşitli soruları yanıtlamak için kullanıyor.

Rahnama, bireyler için arttırılmış sonsuzluğun yaygınlaşmasının 15-25 yıl içinde olacağına inanıyor. Bu konudaki ana problem, herkesin ürettiği bu bireysel verilerin ana sahibi kim olacak? Rahmana ‘nın çalışma planına göre, bireyler kendi bilgilerini kontrol etmeli ve elinde bulundurmalılar ancak Rahnama, Google ve Facebook gibi şirketlerin yanı sıra çok sayıda devlet kurumunun bu duruma isteksiz olabileceğini düşünüyor.

Rahnama, “Bu hizmetlerin yaygınlaştırılması için, zaten hakkınız olan gizlilik kavramına yönelik örgütlenmelerin olması gerektiğini” ifade ediyor. Ayrıca “Verilerin, sadece siz ve sizin güvendiğiniz insanlara erişime açılması ve bunları bir miras olarak bırakabileceğiniz kendi mülkünüzün olması” gerektiğini ifade ikaz ediyor.

Kısmen de olsa veri toplama ve verilerin denetimi konularındaki araştırmaları teşvik etmek için arttırılmış sonsuzluk projesini yarattığını, henüz ortaya çıkmamış verilerin oluşturduğu tsunamilerle uğraşan politikalar ürettiğini söylüyor.

Makinedeki olmayan ruh 

Arttırılmış sonsuzluk konseptine gelen tepkileri öğrenmek için diğer yapay zekâ uzmanlarıyla iletişime geçtik. Bazıları ihtiyatla, bazıları ise kuşkuyla yaklaştı.Gartner ‘da başkan yardımcısı olan araştırmacı Van Baker’e göre, teorik olarak söylediğiniz şeyi gerçekleştirebilmek için her şeyi kaydetmek, bunu bir yapay zekâ modeli ile beslemek ve algoritmik sorulara cevap verebilecek bir yaklaşım geliştirilmek mümkün olabilir.

Zendesk’in başkan yardımcısı Adrian McDermott ise “arttırılmış sonsuzluk kavramı,  muhtemelen en iyi ihtimalle kendi kişiliğinizin sığ bir kopyası olurdu. Çünkü insani durumların makineler tarafından yorumlanmasının zor olabilir” demektedir.

“Gerçekten tekrar eden kalıpların toplamı mıyız? “Bazı bilim adamları, artmış sonsuzluk kavramı hakkında kuşkuludurlar.” (Fotoğraf: Alamy)

Yine onun ifadesiyle arttırılmış sonsuzluk aracılığıyla “muhtemel bir robot inşa edilebilir” ancak arttırılmış sonsuzlukla oluşturulmuş bu robotun bir bilinci olamaz. Makinelerin içerisinde ruh yoktur. Bu robot muhtemelen yaptığımı hatta söylediğim her şeyi hatırlardı fakat fikirleri olmazdı, yaratıcı olmazdı. Dolayısıyla önemsiz bir şey olurdu.

Catalist, bilim adamı ve araştırmacı Jeremy Pickens ise özetle “Yapay zekâ, makine öğrenmesi ve büyük verilerin anlaşılma şekli, büyük miktardaki verilerin çok yaygın ve tekrar eden kalıplara dönüştürülmesiyle iyi bir şekilde çalışmalıdır. Ama ben insan tecrübesinin özellikle yapay zekâya indirgenebileceğini sanmıyorum. Gerçekten tekrar eden kalıpların toplamı mıyız? Belki yanılıyorumdur ama her yıl kendimi farklı bir insanmışım gibi hissediyorum… Bunu bilgisayarın sentezlemesi gerekiyor, daha önce görmediği yeni davranışlar üretmesi gerekiyor.” Dolayısıyla “bunun çok uygun olduğunu düşünmüyorum” diye yazıyor.

Ancak herkes bu konuda şüpheci değil. Bilgisayar bilimleri bölümünün eski başkanı olan Alireza Sadeghian, bilgi işlem gücü ve bilişsel bilimdeki ilerlemeler göz önüne alındığında, eski öğrencisi ve şu an meslektaşı olan Dr. Rahnama tarafından ortaya koyulan bu akıllı sistemin mümkün olabileceğini söylüyor. Ayrıca ekliyor:

“Eğer Albert Einstein’ın zihnini muhafaza etmiş, sistemini donatmış ve korumuş olsaydık elde edeceğimiz cevapların çok doğru olabilirdi. Fakat bu tarz sistemleri kullanmanın, kişisel anılarımızı korumak için daha iyi olacağını düşünüyorum. Artık bizimle birlikte olmayan sevdiğimiz biriyle, diğer taraftan da insanların vefat etmiş olan aile üyelerinin Facebook sayfalarını ziyaret etme biçimi gibi bir görüşme yapma yeteneğini hayal edin. Bu teknoloji, insanlığa hizmet açısından katkı sağlayacak, bu harika bir şey olacak”.

Dan Tynan

Çeviri Mert Küçükvardar

Kaynak: The Guardian

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir