Ana Sayfa / Popüler Bilim / Bilim insanları, mutlu evlilik için 6 yöntem keşfettiler

Bilim insanları, mutlu evlilik için 6 yöntem keşfettiler

Evlilikte saadet nasıl yakalanır? Bilim insanları henüz bir aşk iksiri hazırlayamamış olsalar da araştırmalar, mutlu evlilik için bazı yararlı ipuçları verebiliyor. Mutlu bir evlilikle ilgili işte birkaç bilimsel tüyo:

1- Kendiniz gibi bir müsrif ile evlenin!

Eli sıkı kişilerin para harcarken savurgan kişilerle olan ilişkilerinde çıkmaza girmeleri daha olasıdır. Yani evliliğin zarar görmesi olası bir durumdur. Michigan Üniversitesi Ross İşletme Fakültesinden Scott Rick ve çalışma arkadaşları, 1000’den fazla evli ve bekar yetişkinin cevapladığı anketleri analiz etti ve insanların harcama konusunda kendilerinin zıttı olanları romantik kişileri partner olarak seçmeye meyilli oldukları sonucuna vardı. Bu çalışma ayrıca harcama konusunda zıt özelliklere sahip kişilerin, benzer özelliklere sahip kişilere kıyasla uzun dönemde parasal konular ve evlilik tatmini üzerine daha büyük tartışmalar yaşadıklarını gösterdi. Rick, “Bir müsrif, pinti birisiyle değil de bir başka müsrifle evlendiği zaman daha fazla borca batsa da bir müsrifin diğer bir müsrifle para üzerine tartışma ihtimali daha azdır.” diyor.

2- Bol bol seks yapın

Yaşamınız boyunca mutlaka kolayca üzülen, sık sık ruh hali değişen ve sürekli endişelenen nörotik bir kişiyle karşılaşmışsınızdır (Woody Allen’ı düşünün!).

Tennessee Üniversitesinden Michelle Russell ve James McNulty’ye göre bu kişilik özelliği, ilişkilerde hiç de hoş bir karışım yaratmaz; üstelik evliliğin olumsuz sonuçlanmasında, diğer kişilik özelliklerine göre daha fazla etkilidir.

Bu ikili, cevabın sık sık seks yapmak olabileceğini, buldu. Üç ayda bir çıkan Social Psychological and Personality Science Dergisinin Ocak 2010 sayısında yayınlanan çalışmaya göre, yeni evlenmiş ve sık sık seks yapan nörotikler, daha az nörotik olanlar kadar mutlular.

Şu anda yolunda gitmeyen şeyler olsa bile seks yapmaya devam edin.

Başka bir çalışma, yaş ilerledikçe cinsel ilişkinin daha iyi gittiğini gösteriyor. BJU International Dergisinin Şubat 2006 sayısında yayınlanan ankete göre, 50’li yaşlardaki erkekler cinsel hayatlarından 30 ve 40’lı yaşlardaki erkeklere göre daha memnunlar. 50’li yaşlardaki erkeklerin 20-29 yaşlar arasındaki erkeklerle aynı memnuniyet seviyesine sahip oldukları kaydedildi.

3- “Teşekkür ederim” ve “Biz” deyin

İki kelime size çok şey kazandırabilir: “ Teşekkür Ederim.”

2007 yılında Arizona Devlet Üniversitesinden araştırmacılar, evli çiftlere ve ev arkadaşı olan öğrencilere birbirlerinin yaptığı ev işlerini takdir edip etmediklerini sordular. Çoğunluğu minnettar hissettiğini söylese de birçoğu da zaten bu durumu bildiğini varsayarak bu duygularını partnerlerine bizzat söylemediklerini bildirdiler. Elde edilen sonuçlar ayrıca, eşleri tarafından takdir edilen kişilerin, iş bölümündeki herhangi bir dengesizliğin onları daha az kızdırdığını ve çalışmaya diğer katılanlara kıyasla ilişkilerinden daha memnun olduklarını göstermiştir.

Eş olma zevkini arttırabilecek başka bir kelime ise “Biz.”

Psychology and Aging Dergisinin Eylül 2009 sayısında yayınlanan bir çalışma, bir anlaşmazlık üzerine konuşurken “Biz”, “Bizim”, “Bizi” gibi çiftli kelimeleri kullanan eşlerin o anlaşmazlık anında daha fazla şefkat gösterdiklerini, kızgınlık gibi daha az olumsuz davranışlar ve daha düşük fizyolojik stres düzeyleri sergilediklerini açıkladı. Tartışma anında “Ben”, “Sen”, “Beni” gibi ayrılık çağrıştıran kelimeler kullanmak, evlilikteki memnuniyetsizle ilişkilendiriliyor.

4- Elinizi çabuk tutun!

Çiftlerin birlikte olduğu süre arttıkça birbirlerini daha rahatsız edici ve talepkar bulduklarını gösteren bir çalışmaya göre, eğer eşiniz şu anda canınızı sıkıyorsa ve sizi kızdırıyorsa ilişkinizin geleceği hiç de iç açıcı değil. Araştırmacılar, 800 farklı kişiye sevgilileri, çocukları ve arkadaşlarına karşı duydukları olumsuz düşünce düzeyleri hakkında sorular sordular.

Eşler ve sevgililer en rahatsız ediciler olarak ilk sırayı aldılar. Eşlerin olumsuz düşünceleri zaman geçtikçe artma eğilimi gösteriyor. Fakat bu olumsuzluğun yükselmesi, mutlu evlilik ilişkisinin normal bir parçası olabilir.

Michigan Üniversitesi Sosyal Araştırma Enstitüsü’nden Kira Birditt’e göre bu şablon, katılımcıların genelinde görüldüğü için aslında biraz normal kabul edilmelidir. Araştırma, Kasım 2008’de Amerika’nın Gerontological Society’nin (İhtiyarlık Derneği) yıllık toplantısında sunuldu.

5- Mutlu evlilik için “Zor” olun!

Bazı evliliklerin aslında olumsuz davranışlar sayesinde yürüdüğünü keşfeden bir araştırmacı, birbirlerini deli eden çiftlerden bahsederken “onlar hakkında endişelenmemiz gerekmediğini” söylüyor.

Tennessee Üniversitesinden psikolog James McNulty’nin bu konu üzerine yaptığı ve 10 yıl süren araştırmaya göre, ciddi problemleri olan bazı çiftler için, daha mutlu bir evlilik yaratmanın en iyi yolu suçu birbirinin üzerine atmak, karşısındakine değişmesini istemek ve daha az affedici olmak gibi görünüyor.

“Esasen mutlu çiftler, mutlu olmaktan ziyade sadece neşelerini yansıtan belli başlı biçimlerde davranabilirler.” dedi. Aslında McNulty, mutsuz çiftlerin bu tarz olumlu düşünceleri ve davranışları uygulaması durumunda, ilişkilerinin zamanla daha da kötüye gidebileceği sonucuna vardı.

Birbirlerini suçlama ve karşılıklı olarak olumsuz eleştirmenin, çiftleri değişme yönünde motive edebileceğine dair deliller var. Evlilik danışmanlarının sorunlu çiftleri birbirlerine karşı daha da eleştirel bir tutum alma konusunda desteklemelerinin iyi olabileceğini düşündürüyor.

6- Çaba gösterin

Eğer alın teri dökerseniz, romantik aşkınız zaman testinden  başarıyla geçebilir. 2009 yılında Review of General Psychology Dergisinde yayınlanan bir çalışmada araştırmacılar, yeni ilişkiler ve en az 20 yıldır devam eden evlilikleri kapsayan 6000’den fazla kişinin anket sonuçlarını incelediler.

Şaşırtıcı derede çok sayıdaki kişi, uzun süredir birlikte oldukları eşlerine hâlâ aşık görünüyor. Bununla birlikte araştırmacılar, devamlılığını sürdürebilen “romantik aşk” ile ilişkinin başlamasından sonra yok olmaya başlayan “tutkulu ya da takıntılı aşk” arasında bir fark olabileceğini de belirtiyorlar.

Bu tür aşkı canlı tutmanın bir başka anahtarı ise “sıkı çalışmak”.

Araştırmacılar bu çiftlere, birlikte zaman geçirmelerini ve ilişkiye gerçekten değer vermelerini öneriyor. Stony Brook Üniversitesi’nde master öğrencisiyken çalışmayı yürüten Santa Barbara ve Kaliforniya Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı Bianca Acevedo, bu kişilerin anlaşmazlıkları oldukça kolay bir şekilde çözüme kavuşturacaklarını keşfettiler. Çalışmalar, yeni tecrübelerin ilişkinin ilk ve keyifli zamanlarında beyin aktivitelerinin ortaya çıkardığı dopamin ve norepinefrin gibi nöro-kimyasalların üretimini güdüleyebileceğini gösteriyor.

Jeanna Bryner

Çeviren Hayal Şahin

Kaynak: Live Science Sitesi/ April 17, 2017.

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir