Ana Sayfa / Popüler Bilim / Bilim yanılmadı: Dünyada ilk kez 42 kilometre 2 saatin altında koşuldu

Bilim yanılmadı: Dünyada ilk kez 42 kilometre 2 saatin altında koşuldu


Bilim bunun olacağını söylemişti:

Dünyada ilk kez 42 kilometre 2 saatin altında koşuldu

Kenyalı atlet Eliud Kipchoge, sporcular ve bilim insanlarının imkansıza yakın olarak düşündükleri bir başarıya imza attı ve iki saatten az bir sürede maraton koştu. 34 yaşındaki Kenyalı atlet bir saat, 59 dakika ve 40 saniyelik süresi boyunca 42 km yol kat etti. İngiltere merkezli kimya şirketi INEOS tarafından düzenlenen ve finanse edilen koşu etkinliği, Viyana’da yapıldı. Ancak koşu, resmi bir yarış pistinde değil, özenle seçilmiş 10 kilometrelik bir düzlükte gerçekleşti. Ve sadece maraton koşusu sporunda değil, insan vücudunun nelerle başa çıkabileceğini anlamamız konusunda da büyük bir atılım sağladı. Ama bu tarihi hız rekorunun resmi dünya rekortmeni kitaplarında git gide aşağı sayfalara yerleşmeden önce neden önemli olduğuna değinmemiz gerekli.

Maraton çok uzun olduğu için küçük şeyler bile koşu sırasında koşucunun zamanını etkiler ve üzerinde büyük kümülatif etkileri olabilir. İki yıl önce Nisan ayı başlarında düzenlenen ve öngörülemeyen bahar hava koşullarının etkisine maruz kalmış Boston Maratonu’nda yer alan Sarah Sellers adlı bir amatör koşucu hava koşullarından oldukça etkilenmişti. Ancak mükemmel bir hava koşulunda bile küçük faktörler yaşam durumunu etkiler. Yeterli su içilmesi, vücut ısısını artırmak, yeteri kadar beslenmek genel kas performansı üzerinde oldukça etkilidir ve bunların birinin bile aksaması sporcunun performansını etkiler. Bir maraton mesafesi boyunca, bu ekstra durumlar saniyeler üzerinde kritik etkiye sahiptir.

Kipchoge, şüphesiz Viyana’da inanılmaz bir atletik başarı elde etti ama bu olay Boston’daki kaygan zemindeki bir yarışta kırılabilir miydi? Kısaca cevaplamak gerekirse; şu ana kadar, yarış koşulları ne kadar ideal olursa olsun, kimsenin bu kadar uzun süre bu kadar hızlı koşup koşamayacağı hakkında bir fikri yoktu. Kipchoge bile bunu daha önce başaramadı. 2017’de, katıldığı bir yarışta iki saatlik dereceyi kırmak için bir başka maraton koşusu girişiminde bulundu. Ancak bir dakikadan az bir farkla bunu kaçırdı. Artık bunun mümkün olduğunu bildiğimize göre, yarışlar buna benzer tipik koşullar altında gerçekleşecek.

Koşunun Tarihi Eskiye Dayanıyor

26.2 mil (42-km) uzunluğundaki koşu maratonu, 1896’daki ilk modern Olimpiyat oyunlarında düzenlenen etkinliklerden biriydi. Kazanan Yunan koşucu Spyridon Louis, bitiş çizgisini iki saat, 58 dakika ve 50 saniyede geçti. O zamandan beri, erkekler ve kadınlar bu performansın önüne çoğu kez geçti ve maraton zamanları geçen yüzyılın sonuna doğru sert bir şekilde düştü. Kipchoge, 2018 Berlin maratonunda 2:01:39 koşusuyla erkekler için resmi dünya rekorunu elinde tutuyor ve İngiltere’deki Paula Radcliffe, 2003 Londra maratonunda 2:15:25 koşarak kadınlar için en hızlı zamanı koruyordu.

İnsanların iki saatten az bir sürede 42 km koşulamaz fikrini yıkmak hepimizin biraz daha hızlı koşmasını sağlamanın anahtarı olabilir. Roger Bannister 1954’te İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nde bir pistte bir mil (1,6 KM)’i 3:59.4 dakikada koştu. Bannister koşmadan önce doktorlar dört dakikadan kısa sürede bir mil koşmanın sadece imkânsız olmadığını, aynı zamanda ölümcül olabileceğini düşündüler. Ancak Bannister doktorları yanılttı ve zarar görmeden koşuyu tamamladı. Bu olaydan iki ay gibi bir süre sonra, John Landy adında bir yarışmacı 3:58 dakikada bir mil koşusunu tamamladı. İlerleyen yıllarda 1.400’den fazla atlet bunu denedi.  En hızlısı 1999 yılında Morrocan koşucusu Hicham El Guerrouj tarafından yapılan girişim oldu. Koşuyu 3:43.13 süre zarfında tamamladı.

Bilim, Maraton Rekorunun Kırılabileceğini Söylemişti

Araştırmalar bu günün sonunda geleceğini ima etmişti. 1991 tarihli bir makalede, Mayo Clinic’ten Michael Joyner, kesinlikle ideal koşullar altında dünya standartlarında bir maratonun 1:57:58 gibi bir sürede koşabileceğini ileri sürdü. VO2max’ı da dahil olmak üzere seçkin koşuculardan fizyolojik verileri birleştirerek (kaslarının ne kadar oksijen alabildiği ve aynı anda kullanabileceği – ne kadar yüksekse o kadar iyi) laktat eşiği (laktatın yükseldiği nokta olan) gibi değerlerle kesin sayıya ulaşıldı. Kaslarımız koşu sırasında yakıt olarak glikoz kullanır ve diğer fonksiyonlara müdahale etmeye başlar. Ve koşu ekonomisi (koşucunun A noktasından B noktasına kadar gitmesi gereken enerji miktarı) oldukça önemlidir. Joyner’in topladığı veriler, seçkin maraton koşucularının teknik olarak 1991’deki 2:06:50 dünya rekorundan daha hızlı bir şekilde “hatta çok daha hızlı” hale gelebildiklerini bizlere gösterdi.

Koşu sporu bir dönüşüm geçirdi

Rekabetçi spor etkinliklerinin büyük şemasında, maraton hala nispeten keşfedilmemiş bir mesafedir. Geçtiğimiz yirmi yılda maraton koşusu popülerliğini artırdı ve her zamankinden daha fazla paranın bu sektöre girmesine yol açtı. Ayrıca insan vücudunun daha iyi anlaşılmasını amaçlayan fizyolojinin yanı sıra, özellikle daha hızlı ve daha verimli mesafe koşması için özel olarak tasarlanmış spor ayakkabı teknolojisinin kullanılmasına olanak sağladı.

Sonuç olarak, Kipchoge önemli bir başarıya imza attı. Yarıştan sonra gazetecilere, bu başarısından sonra büyük şeyler gelmesini beklediğini söyledi. Ve “İnsanlara hiçbir insanın sınırlı olmadığını söylemek istiyorum” dedi. “Bunu yapabilirsin ve bugünden itibaren tüm dünyada iki saatin altında koşacak daha fazla sporcu bekliyorum.”

Çeviri: Mert Küçükvardar

Kaynak: popsci.com

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir