Ana Sayfa / Popüler Bilim / Bilimde kadın yok sayılıyor: Bilimin cinsiyeti

Bilimde kadın yok sayılıyor: Bilimin cinsiyeti

Kadınların uzamsal-mekansal algılarının daha düşük seviyede olduğu iddia ediliyor. Kimse laboratuvara bir kadın istihdam etmeyi düşünmüyor. Üstelik üniversitedeki her 4 kız öğrenciden biri tacize maruz kalıyor… İşte, bilimin cinsiyeti üzerine yeniden düşünmeye zorlayan bir yazı.

Yazar: Ahmet H. Zewali

Üniversite ortamı ve kampüs Bilimdeki Kadın için hem iyi bir sahne hem de en iyi etkinliktir. kampüs gibi ortamların bilim ve cinsiyet gibi konularda kadınlara soru sorma fırsatı veriyor.

Böyle bir seminere gitme kararı aldım.Bitmek bilmeyen bir deney nedeniyle odaya yaklaşık 10 dakika geç girdim. Masanın en ucundaki son boş koltuğa kadar çoğunluğu kadınlardan olmak üzere 20 veya daha fazla katılımcıdan özür diledim.

Organizasyon iyiye gidiyor gibiydi.Katılımcıların konuşması ilk başta harikaydı. Kadın meslektaşlarını destekliyorlardı. Ve sunucuların sorduğu en standart verilen sorulara bile verilen yanıtlardan öğrencilerine yatırım yaptığı belli oluyordu. Bu genel anlamda çok kötüydü…

Sonra, verilen konuşma süresi bitti ve seyircilere söz verildi. Bu kahve saatlerinde bulunmak benim için bir ilkti. Salondakilerin feminist duygusunu hissetmekten heyecan duyuyordum. Acaba bu seminerde Ne kadar samimi sorular ortaya çıkacak,Hangi hikayeler paylaşılacak veya Başarıya kadar hangi sırlar ortaya çıkacak?

Bazı sorular alakasızdı

İlk elini hevesle kaldıran bir adamdı ve şöyle bir soru sordu: “Diğer laboratuvarlarla işbirliği yapma konusunda bir sorum var.” Onun bir sorusu tamamen toplumsal cinsiyetle alakasız çoklu bir sorguya dönüşmüştü. Bir başkası soru sormadan önce yaklaşık 5 dakika geçti.Bu sefer soru soran kişi ise annelik izni ve görev süresi hakkında bilgi almak isteyen bir kadındı.Konuşmacı zorlama bir cevap verdi.

Sonra,seyircilerin arasından bir adam ile bir kadın aynı anda el kaldırdı.Kadın adama döndü ve zarif bir şekilde “Siz buyurun” dedi.Ve adam kendisine verilen nezaketten yararlanarak ona ayrılan sürenin sonuna kadar çok detaylı bir şekilde toplumsal cinsiyet ile alakası olmayan bir soru sordu.Yine genel konu ile hiç alakası yoktu.

Salondaki 3 adamdan 2’si dahil bu kahve saatlerinin amacından bağımsız 3 izleyici sorusuydu.

Bu gözlemi organizatörlerden birine sorduğumda verilen cevap üzücüydü. Ya da Gerçekten farketmedim.

Nereden bakılırsa bakılsın etkinlik başarıya ulaşmıştı.  Ben cinsiyet dinamikleri ve sözüm ona bilimde kadınlar için yer açan organizatörlerin bu dinamiklere karşı ilgisiz duruşuna öfkeliydim.Küçük endişeler gibi bu duygular şair ve oyun yazarı Joan Larkin’in “Devrimin boğazında yalnızca bir balık kılçığı” demesi gibi bilimdeki örgütlenme ve taraf tutmadan kaynaklanıyor. Ama ben toplumsal cinsiyetle alakalı başka nelerin fark edilmeden geçildiğini merak ediyorum.

“Kadınların zamansal-uzamsal yetenekleri kısıtlı”

1970’lerden beri Bilimde Kadınlar grubu cinsel ayrımcılığa ve kadınların yetersiz temsil edilmesine dikkat çekiyor. Fakat 2005 yılında Harvard Üniversitesinin o zamanki Rektörü Lawrence Summers Bilimde ve Mühendislikte kadınların içsel yetenekten yoksun olduğunu öne sürene kadar bunu gerçekten farketmemiştim. O yıl Harvard’ta ikinci sınıf öğrencisiydim ve 19 yaşındaydım ve yaptığı yorumlara gülüp geçecek kadar bilim kültüründe yeniydim. Daha sonra bunlar sınıflarımın ve laboratuvar deneyimlerimin örtük gizli etkisinin bir sesi gibi görünmüştü,yalnızca birkaçı katı yorumların yanlışlığını daha sıkı çalışarak kanıtlıyordu.

Dolayısıyla yorumların oluşturduğu öfke  ve cevap olarak yayımlanan düşünce parçaları ve istatistikler beni şaşırtmış, ve dikkatli bir şekilde heyecanlandırmıştı. Değişim mümkündü ve Tim Hunt geçen yıl laboratuvarlarda çalışan kadınlar hakkında kadın düşmanı sözler söylerken ani tepkiler ve cevaplar geldi.

Ne var ki ,sadece birkaç ay önce laboratuvar arkadaşım bizden bir gruba fiziki alanda atomlar arasındaki ilişkilerin nasıl var olduğu hakkında yazınki kız öğrencisine ders vermediğini söyledi. Kız öğrencisinin konuyu kavramakta sıkıntı yaşadığını çünkü kadınların zaman-mekansal yeteneklerde daha alt seviyelerde olduğunu iddia etti. Herkes başını salladı ve ben odadaki tek kadın, bir müddet bu ifade hakkında birisinin bir şey söylemesini bekledim  sessizlik dayanılmaz hale gelene kadar. Kızgın, öfkeli bir cevap verdim ve kendimi bilimde kadın savunuculuğunun geçen son 10 yılda nasıl değiştiğini merak eder buldum.

Aşırı şekilde kadın düşmanlığı

Laboratuvarlar aşırı şekilde kadın düşmanı olarak kalmaktadır. Tüm laboratuvarların hepsi aynı derecede değil. Fakat günlük cinsiyetçilik hikayelerinin ortaya çıkması için sadece arkadaşlarımın hızlı bir anket yapması gerekiyor. Herkesten sonra orayı temizlemesi için idari personel elemanları ve teknisyenler olarak kadın istihdam eden laboratuvarlardı. Bir toplantıda genellikle tek kadın olan ve her zaman not tutmak için gönüllü olan önceki laboratuvar arkadaşım vardı. Danışmanımın posterin renk şemasında çalışmasını istediği programdaki arkadaşımdı. Bu bir çeşit kadınların kendilerini yapmak zorunda hissettiği değersiz bir iş çeşidi ve daha fazla deney yapma, toplantılar boyunca meşgul olma, kendi bilimleri hakkında eleştirel düşünme fırsatını diğerlerine bırakıyorlardı.

Laboratuvar kültürü bir gecede değişmeyecek

Benim de birkaç tane kendime hikayem var. Erkek laboratuvar arkadaşım konuşmalarıma kulak misafiri oldu ve bana benim kendi araştırmamı ‘’eril açıklama’’ olarak mail attı. Bir seminer konuşmacısı, aşağı yukarı “V” ler olan kuyruklulardaki fosfolitlerin  farklı türlerinin moleküler yapılarını ve kişnemelerini gösteren bir slayt koydu. ‘Bunları kadınlar diye adlandırıyorum.’ dedi. ‘Bacakları genişlemiş gibi görünmüyorlar mı?” Salon kahkahayı bastı.

Bu olayı bir arkadaşıma şaşkınlık içinde anlattığımda bana çok hassas davrandığım ve “sadece bir şaka” olduğu söyledi. Üniversite öğrencilerinin 4’te 1’inin cinsel tacize uğradıkları ortaya çıktığında, o zaman laboratuvar arkadaşımla konferans salonunda öğle yemeği yiyordum masadaki erkekler hemen söylenmeye başladı:

“Bu istatistik asla doğru olamaz. Bu çalışma neyi tecavüz olarak tanımlıyor? Şuanda bu masada 4’ümüz varız ve birimizden birinin tecavüzcü olduğumuzu mu söylüyorsun?”

Laboratuvar arkadaşım gelişigüzel bir şekilde  benim yaz okulu öğrencime döndü:

“Hey! Sen bir üniversitelisin. Hiç tecavüze uğradın mı?” dedi.

Bilimdeki kadın organizasyonlarında, kadın düşmanı olmaya devam eden bir dünyada kadın düşmanlığı kültürünü değiştirmelerini istemek çok fazla olabilir. Kadınlar  Derneği ve kampüs girişimcileri gibi gruplar, ders kitaplarındaki kadın düşmanı fotoğraflar gibi somut sorunlara değinmek ve danışmanlık yapmak , insanları bilinçlendirmek ve iletişim ağı kurmak  için ayrım karşıtı davalara katılmak gibi değişik çalışmalar yapıyor. Ama ben şu anki modelin sonunda çalışıp çalışmadığını merak ediyorum. Bilim için çalışan kadınların karşılaştığı sorunlara uzun vadeli çözümler üretmek kadar günlük cinsiyetçilikle başa çıkmak için acil stratejiler üzerine çalışan gruplarda alternatif bir model nasıl oluşur?

Laboratuvar kültürü bir gecede değişmeyecek ancak Bilimde Kadınlar Grubu günlük kadın düşmanlığı ile başa çıkmak için kadınları araç gereçlerle donatarak aşırı boyutlara varmış olan cinsel ayrımcılıkla mücadele etmeye yardımcı olabilirler.

Cinsiyet ayrımcılığı ile mücadele etmek

1960’lı yıllarda feminist hareket kadınların cinsel ayrımcılığı farketmelerine yardımcı olmak ve bununla mücadele etmek için yaratıcı yollarla beyin fırtınasını yapmak için tartışmalar  içeren bilinç arttıran gruplardan oluşuyordu.

Bilim kurumlarındaki benzer bilinç arttırıcı tartışma çevreleri kadınların birbirlerini karşılıklı olarak destekledikleri, cinsel taciz için doğrudan yardım istedikleri ve kampüsleri kadınlar için nasıl daha güvenli hale getireceği konusunda fikirler ürettikleri alanlar sağlayabilir. Bunlar kadınların,örneğin toplumsal cinsiyete bağlı mikro saldırılarla nasıl baş edeceği konusunda tavsiyeler vermek için birbirlerine yöneldiği alanlar olabilir. Laboratuvar arkadaşımın bile  araştırmama eril açıklama yaptığı ve kız öğrencisi hakkında aşağılayıcı konuştuğu zaman diğer kadınlarla bu deneyimler hakkında konuşacak ve yanıt vermenin yollarını arayacak bir mekanı memnuniyetle karşıladım.

Başkalarının davranışını değiştirmek çok zordur fakat bu tür yorumları ve durumları dile getirme anında daha iyi çalışma ortamı yaratabilir ve en nihayetinde bilimsel kültürün daha kapsayıcı olmasına bile yardımcı olabilir.

En kritik düşüş doktora sonrasında

Bilimdeki Kadınlar grubu kusursuz bir şekilde kadınların bilimde çalışmalarını zorlaştıran ve eşitsizliği oluşturan sistemlerde çalışma konusundaki yapısal sorunları üstlenmeye hazırlanıyor. Çalışmalar örneğin, kadın bilim insanlarındaki en keskin düşüşün doktora sonrası seviyede olduğunu gösteriyor. Doktora sonrası için geçim ücretlerinin ve ücretli annelik babalık izninin belirlenmesi diğer sorunlar arasında üzerine çalışan Ulusal Doktora Sonrası Derneği gibi grupların beraber çalışması çocuk yetiştiriciliğinin mali açıdan mümkün ve toplumsal cinsiyetin daha eşit olmasına yardımcı olabilir.

Çocuk bakımına mali destek sağlamasını savunmak,kurumların emzirmeyle alakalı kurallara uymasını sağlamak ve hamilelik için çıkarılan zamana uyum sağlamak için burs almaya zorlamak gibi benzer yararlar sağlayabilir.

 Fark etmemeyi göze aldığımız sorun: Bilimin cinsiyeti

Bilimdeki Kadın gurupları bilim eğitiminin her aşamasında işe alma ve görev süresi süreçlerinde ve ayrıca kadınların bilimde kalmalarını kolaylaştırmak için ücretli ödüller oluşturulması gibi yıpranma oranlarını, izleme istatistiklerini yayımlayarak kurumlarını toplumsal cinsiyet temsilciliğinden sorumlu tutabilirler. Kadınların kariyer hedeflerini sürdürmelerine yardımcı olmak için yapılan bu tür somut değişiklikler umarım uzun vadede tüm seviyelerde daha fazla toplumsal cinsiyet dengesi oluşturacaktır.

Çünkü sonunda bilimde kadınların yeterince temsil edilmemesi sadece ağlar ve etkinliklerle çözülemez. Sadece Lider Bilim İnsanlarının toplumsal cinsiyetçi ifadeler üretmeleri cinsiyetçiliğin hala olmadığı anlamına gelmediği için hâlâ bir öfke var. Bu gibi sorunlar talep edilen işlerde kadınların ihtiyaçlarını karşılayan çalışma ortamlarını yaratarak, bugünkü kadın düşmalığı ile mücadele etmek üzere kadınları donatarak aktif bir şekilde çözülmelidir.

Sonuçta bu sorun farketmemeyi göze alamadığımız bir sorundur.

Teşekkür

D.C, J.S, M.K ve diğerlerine bu denemeye yaptıkları paha biçilmez katkılarından ederim.

 

Çeviren Duygu Aydemir

http://www.sciencemag.org/careers/2016/05/we-need-do-more-women-science
Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir