Ana Sayfa / Popüler Bilim / Bilimin Karşılaştığı ve Çözülmesi Gereken 7 Önemli Sorun

Bilimin Karşılaştığı ve Çözülmesi Gereken 7 Önemli Sorun

Bilimin her geçen gün gelişme kaydettiği bilim ve akademi dünyasında pek çok sıkıntı ve çelişkiler de yaşanmaktadır.

Yaşamla ilgili problemlere ve sorulara yanıt arayan bütün bilim insanları ve bilimin kendisinin karşılaştığı bazı büyük ve önemli problemlerin olduğunu gören vox.com gazetecileri, bilim insanlarına, “Bilim dünyasında değiştirmek istediğiniz şey nedir ve neden değiştirmek istersiniz?” diye sorarak bu temel sorunun üzerine gitmek istemişler. Bu soru çerçevesinde, çeşitli disiplinleri temsil eden 270 bilim insanına ulaşan vox.com, bir dizi önemli problemin içinden en sık atıf yapılan 7 sorunu sıraladılar. İşte o sorunlar:7

1. Akademilerdeki Maddi Kaynak Sıkıntısı

Tüm araştırmalar finansal destek gerektirir. Fon bulma ve sürdürme mücadelesi uzun zamandır çoğu bilim insanının kariyerinde karşılaştığı en önemli engel olmuştur. Laboratuar ekipmanları, çalışanlar vs. birçok ihtiyaç için gerekli olan maddi kaynak sıkıntısı en fazla ön plana çıkan problemdir. Ankete katılanların bazıları kısır olan fonlardan şikayetçi. Bu kısır fon rekabeti ise çalışmaları büyük oranda olumsuz etkilemekte. Akademiye verilen hibe ve desteklerin nicelik ve zaman olarak sınırlı olması bilimsel çalışmaların niteliğini olumsuz yönde etkiliyor. Maddi sorunlar bilim insanlarının uzun vadeli araştırmalardan kaçınarak daha güvenli ve öngörülebilir sonuç elde edilebilecek çalışmalar yapmasına neden olmakta. Oysa finansmanı güçlü olan bilimsel araştırmalar yeni alanlara yönelerek, yeni bulgular, yeni veriler bulabileceği uzun vadeli çalışmalara yönelebilir.

Devletin sağladığı destek yeterli olmadığı için özel sektörden fon sağlamaya çalışmak da ayrı bir sorunu beraberinde getiriyor. Özel sektördeki finansmanlar, uzun süren ve öngörülemeyen çalışmalara daha mesafeli yaklaştığı için çalışmaların niteliği de bu şartlarda küt ve sığ olma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor. Sonuçta finansmanı tatmin edecek çalışmalar yapma ve yayınlama baskısı bilimsel çalışmanın objektifliğini de tehlikeye atıyor.

Araştırma fonları pek çok araştırmacıya dağıtılacağı için her birine az miktarda kaynak ayrılıyor. Pek çok bilim insanı da hibe bulmak için çokça çaba sarf ediyor. Tüm bu hibe ve destek arayışı bilim insanlarının zamanının önemli bir kısmını eritiyor. Proje ve araştırmalar için hibe aramaya verdikleri enerjiyi bilimsel çalışmaya ayırmaları gereken bilim insanları maddi kaynak arayarak zamanlarını verimsiz geçiriyor.

Tüm bu maddi sıkıntının aslında çözümü de bu anketin içinde yer alıyor. Maddi kaynak problemini düzeltmenin yolu, hükumetlerin bilim için ayırdığı mevcut kaynak miktarını artırması gerekiyor. Yıllık olarak enflasyona bağlı bir artış oranı ile istikrarlı bir hibe desteğinin çözüm olabileceği, ankete katılanların ortak fikri.

2. Birçok Araştırmanın Kötü Tasarlanması ve Teşviki

Ankete katılan bilim insanları, hatalı teşviklerin bilimsel araştırmanın kalitesini ciddi şekilde zayıflattığını iddia ediyor. Aşırı rekabetçi fonlama ve piyasaların mevcut durumu, bilim insanlarının sık sık ve gösterişli sonuçlar gerektiren yüksek profilli dergilerde çalışmalarının yayınlanması konusunda baskı altına alıyor. Bu baskı, bilim insanlarının verileri analiz etme ve yorumlama konusunda abartılı ve gerçeklikten uzaklaşan sonuçlara varmalarına neden olabiliyor. 2005 yılında,  JAMA’da yayınlanan bir çalışmaya göre en etkili alıntı yapılan çalışmaların %30’unun yanlış veya abartılı olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca Lancett’te yapılan bir araştırmada ise toplam küresel fonun %85’i kötü tasarlanmış ve abartılı sonuçlara ulaşmış çalışmalara ayrılmıştır.

Sonuç olarak mevcut sistemin, abartılı ve sadece dikkat çekmek ve yüksek profilli dergilerde yayınlanmak için yapılan yanlış çalışmaların teşvik edilmesi ve ayrıca finanse edilmesi bilimin kalitesini etkileyen en önemli yedi problem arasına girmiştir.

3.Yeniden Üretilememezlik Krizi

Sonuçların yeniden test edilmesi bir diğer deyişle çoğaltılması bilimin temel bir kavramıdır. Araştırmacılar, bulgularının hala geçerli olup olmadığını test etmek istedikleri eski bir çalışmayı yeniden üretmek adına ele almak istediklerinde, çoğunlukla yapamayacaklarını anlarlar ve bu durum da yeniden üretememezlik krizi olarak adlandırılır.

Yine vox.com’daki istatistiklere göre 2015 yılında yapılan bir araştırmada 83 çalışma incelenmiş ve bu çalışmaların neredeyse yarısı (40) hiçbir zaman replikasyona uğramamıştır. Yani bu çalışmalar hiçbir zaman tekrar araştırılmamış ve sonuçlarının tekrarı olup olmadığı gözlemlenmemiştir. Kalan çalışmaların ise sadece 16 tanesi başarılı bir şekilde yeniden üretilme sürecine girmiştir.

Bu problemin altında yatan nedenlerden başlıcası ise, bilimsel çalışmaların yeniden üretilmesi için teşvikin çok az olmasıdır. Finansman kuruluşlar, eski sonuçları doğrulamak yerinde yeni bilgiler bulan projelere destek veriyor. Ayrıca dergiler daha önceki bulgularla veya sonuçlarla çelişmedikçe çalışmalarını replikasyon çalışmalarını yenilemek konusunda isteksiz bir tavır sergiliyor. Diğer önemli neden  ise birçok çalışmanın yukarıda da bahsettiğimiz gibi hatalı teşvikler sonucu yayınlanmış ve kötü bir şekilde tasarlanmış olmasıdır. Bu  çalışmaların replike edilmesinin zor olduğu gerçeği üretilememezlik krizini artırmaktadır.

4.Kör Hakemlik Sisteminin Bozulmuş Olması

Hakem sistemi, çalışmaların kalitesini ölçmek ve niteliksiz çalışmaların yayınlanmasını önlemek için işleyen bir sistemdir. Ankete katılan bilim insanları çalışmaların yayınlanma süreci öncesi işleyen hakem sisteminin de başarısız olduğu konusunda hemfikir olduğunu belirtti.

Hakem süreci normalde şu şekilde çalışır: Araştırmacı yaptığı çalışmayı, bir dergide yayınlanmak üzere gönderir. Dergi makaleyi incelenmesi için kabul ederse, yapıcı eleştiri ve nihai yayın ya da ret için aynı alanda çalışan meslektaşlarına gönderir. Genelde yazarların, editörlerin ve hakemlerin birbirlerini tanımadığı anonim bir süreç işler.

Hatasız bir şekilde işlediğinde kulağa uygun gelen hakem sistemi, birçok çalışma ve sistematik inceleme sonucu sınıfta kalmış, kalitesiz bilimi güvenilir bir şekilde engelleyemediği görülmüştür. Bazı katılımcılar dergilerin çoğunun editörlerin ve hakemlerin araştırmacının kimliğini bildiğini ancak hakemlerin kimliklerinin anonim olduğu gerçeği ile karşı karşıya kaldıklarını belirtmiştir. Bunun sonucunda hakem değerlendirmesi süreci, bilim insanlarının cezalandırıldığı ve kişisel hırsların ön plana çıkarak bilimin geri plana atıldığı sağlıksız bir süreç olarak değerlendirilmiştir.

Bu problemin çözümü için editoryal önyargı ve şeffaflık konusunda bazı katılımcılar katı bir anonimliğin geçerli olması görüşündeyken bazıları da sürecin tamamen şeffaf olması gerektiğini düşünüyor.

5.Birçok Bilime Ulaşımın Ödeme Gerektirmesi

Bilimsel çalışma süreci zaten yeterince zahmetli ve maliyetli iken çalışmanın yayınlandıktan sonra okuyucuya ulaşması sırasında ortaya çıkan ödeme durumu da bilimin karşılaştığı sorunlardan bir tanesidir. Bilimsel çalışmalar ödeme duvarları ardından kilitli kalarak okuyucuya ulaşmakta zorluk çekiyor.

Erişim sorunu üzerine konuşan katılımcılardan bazıları akademik çalışmaların herkesin okuması için özgür olması gerektiğini savunmuştur. Kar amaçlı yayınların pahalı ödeme sistemleri, bilimsel çalışmaların bütüne yayılmasını engellemektedir. Akademik alanda çalışma ve araştırma yapan bir kimsenin önemli miktarda para harcaması gerekli olduğundan dolayı öğrenciler başta olmak üzere pek çok araştırmacı zorluk çekmektedir.

6.Bilimin Halkla İletişimin Zayıf Olması

Ankete katılan bilim insanlarının rahatsız olduğu ve büyük bir problem olarak gördüğü diğer bir durum ise bilim ile halk arasındaki iletişim şeklinin zayıf ve yetersiz olmasıdır. Pek çok insanın bilimsel olmayan fikirlere kendini kaptırması ya da bilimin nasıl işlediğinde dair çok sığ görüşlerinin olması, bilimin halk ile iletişime geçememesinden kaynaklanmaktadır. Özellikle kanaat önderlerinin ya da bilimsel haberleri yayınlayan gazetecilerin yanlış bilgiler ile insanları yönlendirmesi, bilimin iletişim sorunlarının önemli sonuçlarına bir örnek olarak verilebilir. Abartılı ve yanlış bilgilerin yayılması sadece medyanın suçu değil aynı zamanda halk ile iletişim kurmakta zorluk çeken bilim ve bilim insanlarının da hatasıdır.

Bilimsel çalışmaları, bilimsel olmayan bir kitleye ulaştırmak, açıklayabilmek hakemli bir dergide yayınlamak kadar önemlidir. Bu nedenle bilim insanlarının halkla nasıl iletişime geçilmesi gerektiği ile alakalı olarak zaman harcaması gerekmektedir.

7.Genç Akademisyenlerin Hayatının Aşırı Stresli Olması

Günümüzde pek çok bilim insanı, çalışma yaparken, veri analizi yapacak, literatür tarayacak ya da laboratuvar deneylerini yapacak olan lisansüstü ve doktora öğrencilerinin oluşturduğu güce güvenmektedir. Bu öğrenciler genellikle pek çok çalışmanın birincil yazarlarıdır. Pek çok fakültede doktora sonrası fakültede kalması için bu tarz çalışmaların içinde bulunması ön koşul olagelmiştir. Modern bilimin bu sistemi kalıplaşmış bir süreç şeklinde ilerlemektedir.

Ancak öğrencilerin, genç akademisyenlerin ve akademisyen adaylarının, bu düşük düzeyli araştırmalar için tükettiği uzun saatler ve yüksek enerji karşılığını alamamaktadır. Bu durum henüz 20 ile 30 yaşları arasında olan genç araştırmacıların normal hayatlarına devam etmesini zor kılan bir süreç olduğundan dolayı son kertede yapılan bilimsel çalışmaların da niteliğini etkilemektedir.

 

Çeviren: Şirvan Önce

Kaynak: vox.com

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir