Pazartesi , Nisan 12 2021
blank

Çevrim İçi Yaşam ve Yabancılaşma

Yabancılaşma psikolojik bir durumdur ve yabancılaşmış yaşam tarzı bireyi, kendisinin dışında belirlenmiş bir robot hâline getirmektedir. Bu durum; bireyin kendi eğilimleri ile mevcut yaşam tarzının çeliştiği süreçte çeşitli psikolojik bozukluklar yaşanmasına yol açmaktadır.

Tarihi süreçlerden görüldüğü üzere insanın varlığını sürdürme biçiminin, insanlar arasında bir ortaklık yaratmanın, toplumsallaşabilmenin en başında iletişim gelmektedir. Çünkü iletişim insan yaşamının, faaliyetinin, ilişkisinin ve karşılıklı etkileşim süreçlerinin temel koşuludur (Erdoğan, 1997, s. 20). İnsan, çevresinde karşılaştığı her şey ve herkesle iletişim hâlindedir. İletişim olmadan etkileşimden, etkileşim olmadan da herhangi bir ilişkiden söz edilemez. Aristoteles, insanı diğer canlı organizmalardan ayırırken onun en önemli farkını iletişim kurma biçimiyle özetlemiştir. İnsanı iletişimle birlikte imgeler oluşturan, düşünen, yargılayan sosyal bir varlık olmasıyla tanımlamıştır (Aristoteles, 2000, s. 429).

Toplumsal yaşamda çoğu insanın başkalarıyla yakınlaşma, samimiyet kurma, çevre edinme gibi davranışlarda bulunması, doğası gereği birlikte var olma, yaşama düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca insanın genellikle başkalarıyla yakın olma durumu bulunmaktadır. Ve bu eylem bireyi doyuma ulaştırmaktadır. Bu yüzden insan mutluluklarını, üzüntülerini, yeteneklerini, başarılarını, pişmanlıklarını, kaygılarını ve yaşadıkları olumsuzlukları başkalarıyla paylaştığı zaman tatmin olur, bir rahatlama duygusu hisseder. Modern zamanın bizlere sunduğu yeni iletişim teknolojilerinin yaygın kullanılmasının esas sebeplerinden biri de budur.

Kişinin sürekli iletişim hâlinde olma gereksinimi duyması tarihi süreç içinde iletişim biçimini toplumdan topluma yeniden şekillendirmiştir (Aytekin, 2018, s. 7). Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler yeni medya, internet,  sosyal ağlar, sanal dünya gibi pek çok yeni kavramın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yeni medya teknolojilerinin ortaya çıkışı, sosyolojik ve kültürel alanda da değişim ve dönüşümleri beraberinde getirmiştir. Castells’in Ağ Toplumu’nda tanımladığı gibi internetsiz, sosyal medyasız bir yaşam mümkün görülmemektedir. Çünkü internetin temel prensibi dünya çapında bir iletişim ağı yaratmak ve insanları bu ağın kullanıcısı yapmaktır. Günümüzde toplumsal iletişimin gerçekleştirildiği ve anlam üretilen en geniş iletişim ağı sosyal medya olmuştur. Sosyal medya diğer medya türleri arasında hızla yer kazanmış, aynı zamanda her türlü tüketici ve üreticinin ilgisini çekmiştir (Amelini ve Villanueva, 2011, s. 9).

Her an her şeyin değişime uğradığı çağımızda, bireyin iletişim ortamı daha çok sanal dünyaya taşınmış, internet, sosyal mecralar, e- postalar, sohbet odaları, çevrim içi etkileşimli oyunlar ön plana çıkmıştır. Giderek dijitalleşen kültürün gösterisi olarak insanların fikir alışverişi yaptığı, tartıştığı, hatta beraber karar aldığı yeni ortamlar sosyal mecralar olmuştur. Yeni medyayı kullananların çoğunun, günlük hayatlarına çevrim içi iletişimleri entegre etmesi iletişim biçimlerini değiştirmiştir. Tüm bu gelişmelerin doğrultusunda Manuel Castells, interaktif toplum dediği ve iletişimin internet aracılığıyla sürdürüldüğü yeni toplum biçimine yönelik çeşitli arayışlar içerisine girmiştir. Castells, internetin yeni cemaatlerin oluşumundan yana mı olduğu yoksa insanların ilişkilerini bozarak bireyi depresyon, mutsuzluk, yabancılaşma, yalnızlık, sosyal açıdan yalıtılmışlığa mı götürdüğü sorularına cevap aramaktadır (Koydemir, 2017).

Günümüzde bireylerin daha çok sosyal ağlar üzerinden iletişim kurması toplumsal yabancılaşma ve yalnızlaşmayı beraberinde getirmektedir. Yabancılaşma kelimesinin kökeni, Antik Yunan dilindeki alloioiosis’den türetilen bir kelime olmak beraber temel olarak bilinen kullanımıyla Latin dilindeki alienatio’dur. Özgün anlamı, bir şeyi ya da kimseyi başka bir şeyden ya da kimseden uzaklaştıran, başka bir şeye ya da kimseye yabancı hale getiren eylem ya da gelişme durumudur. Çağdaş psikoloji ya da sosyolojide ise kişinin kendisine, içinde yaşadığı topluma, doğaya ve başka insanlara karşı duyduğu yabancılık hissidir (Cevizci, 2000, s.994).

İlk kez Jean J. Rousseau tarafından kullanılan yabancılaşma kavramını felsefe alanına kazandıranlar ise Marks ve Hegel olmuştur. Rousseau bireyin özgürlüğüne ve doğasına aykırı olan bir sistemin işleyişinin yabancılaşmaya sebep olması düşüncesini ortaya koymuştur. Hegel ise yabancılaşma kavramından söz ederken kişinin kendi özüne yabancılaşmasından bahseder. Yabancılaşmanın en yoğun biçimde yaşandığı toplum düzeninin kapitalist düzeni olduğunu söyleyen Marks’a göre ise birey, kapitalist düzen içerisinde bir makinenin parçası gibi sürekli üretmektedir ve ürettikçe kendi ürettiğine yabancılaşmaktadır (Ofluoğlu ve Büyükyılmaz, 2008, s. 131-132). Başka bir değişle, yabancılaşma bireyin toplumsal süreç içinde yaşadığı psikolojik bir durumdur ve yabancılaşmış yaşam tarzı bireyi, kendisinin dışında belirlenmiş bir robot hâline getirmektedir. Bu durum; bireyin kendi eğilimleri ile mevcut yaşam tarzının çeliştiği süreçte çeşitli psikolojik bozukluklar yaşanmasına yol açmaktadır  (Akyıldız, 1998, 166).

Sosyal medyanın sık kullanımı, insanların yüz yüze iletişim kurmak için yeterli zaman bulamamasına neden olmaktadır (Mercan, 2010, s. 109). Modern insanın, yüz yüze iletişimden ziyade iletişim teknolojileri ve sosyal medya vasıtasıyla iletişim biçimini kullanması onları ekrana bağımlı hale getirmektedir. Böylelikle, kalabalık toplumlar kendilerine yabancılaşmış bireyleri barındırmaktadırlar. Harvey’e göre zaman ve mekân kavramlarının önemini yitirmesiyle, iletişim anlık olarak gerçekleşmekte olduğundan bireylerin çevreleriyle kurdukları iletişim, teknolojikleşmiş bir iletişim biçimine dönüşmektedir. Sosyal yaşantıda meydana gelen değişmeler (sosyal medyada daha çok zaman harcama, duygular, alışkanlıklar, sanal yaşam, sanal davranış, vb.) bireyleri yabancılaşma ve yalnızlaşma sürecine sürükleyecektir (Harvey, 1999, s. 270).

Modern toplumlarda yabancılaşma olgusunun toplumun her alanına sarılmış vaziyette olduğunu belirten Fromm’a göre, tüketim ve yabancılaşma durumu, kişinin kendi benliği ile olan ilişkisinde görülmektedir. Bu düşünce çerçevesinde bireyin özgüveni, “benliğini hissetme” durumu başkalarının kendisi hakkında biçtiği değerden başka bir şey değildir. Yani günlük yaşamda, kişinin başarısı popüler olup olmadığı ile yakından bağlantılıdır. Bu durumda kapitalist düzende, birey kendi dışındaki güçlerin elinde bir araç hâline gelmektedir (Ofluoğlu ve Büyükyılmaz, 2008, s. 132).

Son olarak yazımı, zaman ve uzamı devre dışı bırakan sosyal ağların, bireylerin gerçek yaşamın gündelik koşullardan tamamen olmasa da önemli ölçüde koparması ve sosyalliği başka bir boyuta taşımasını özetleyen, tasarımcı Isaac Cordal’ın  “Yeni Modern Açık Hava” adını verdiği çalışmasıyla bitiriyorum.

Cordal, gerçek hayatta insanların birbirinden ne kadar koptuğuna ve mobil cihazların bağımlısı haline geldiğine dikkat çekmek için Polonya’nın Lodz kentinde bir görselleştirme gerçekleştirdi. Yıllar önce çok kalabalık bir partide olduğunu ancak bu ortamda bulunan kimsenin birbiriyle iletişime geçmediğini çünkü herkesin telefonlarıyla ilgilendiği bir durumu hayal ettiğini dile getiren Cordal, aslında yaşadığımız gerçekliğin yıllar önce kurduğu hayalden farklı olmadığına dikkat çekiyor. Kafese benzer minyatür balkonlarda yalnız başına duran, birbirine bakan ama görmeyen ya da telefonuyla meşgul olan insan figürleri tasarlayan Cordal, görselleştirme ile fiziksek-insani karşılaşmalardan ziyade sanal mekân ve deneyimlerine vurgu yapmaktadır.

Ulkar Gulmammadzada

Kaynaklar

  • Cevizci, A. Paradigma Felsefe Sözlüğü, Paradigma Yayınları, İstanbul 2000, s.994.
  • Akyıldız,  H.  (1998).  Bireysel ve Toplumsal Boyutlarıyla Yabancılaşma,  SDÜ. İktisadi ve İdari
  • Bilimler Fakültesi Dergisi, 3, 166.
  • Amelini G. ve Villanueva, J. (2011). Adding Social Media to the Marketing Mix. IESE Insight Magazine 2.
  • Aristoteles. (2000). Ruh Üzerine. (D. Özcan, Çev.) İstanbul: Alfa Basın, Yayın Dağıtım.
  • Aytekin, D. H. (2018). İnsan İlişkileri ve İletişim. İstanbul: Pegem.
  • Erdoğan, İ. (1997). İletişim, Egemenlik, Mücadeleye Giriş. Ankara: İmge Kitabevi.
  • Harvey, D. ( 1999). Postmodernliğin Durumu (2. Baskı b.). (S. Savran, Çev.) İstanbul: Metis Yayınları.
  • Koydemir, S. (2017, 12 25). Eğitim. 17.02.2021 tarihinde www.hurriyyet.com: http://www.hurriyet.com.tr/egitim/sosyal-medya-ve-genclere-dair-efsanelergercekler-40687446  adresinden alındı.
  • Mercan, N. (2010). “Dijital Dünyada Zaman, Mâkan, İnsan İlişkileri ve Yabancılaşma”. Silahlı Kuvvetler Dergisi(Sayı 403), 109 -111.
  • Ofluoğlu ve Büyükyılmaz. (2008). The Turkish Online Journal of Desıgn. Art Communication, 131-132.
  • 18.02.2021 tarihinde www.xxi.com.tr:  https://xxi.com.tr/i/modern-yalnizliklar adresinden alındı.

Hakkında Ulkar Gulmammadzada

Ulkar Gulmammadzada

Bunlarda İlginizi Çekebilir

blank

Politik Bir Aktör Olarak Sosyal Medya

Işıklı: “Sosyal medya politik bir aktöre dönüşüyor.” İletişim Notları’nda Müjdat Göçke’nin konuğu olan Doç. Dr. …

blank

Modern Hayat ve Değer Çatışması: Nutella Sendromu

Geçen gece gördüğüm düşte bir takım kişilere Türkiye’de Kürtlerin, Dünya’da ise Türklerin “nutella sendromu” yaşadıklarını …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir