Ana Sayfa / Popüler Bilim / DNA’mız Bizi Eşsiz Mi Kılıyor Yoksa Hepimizi Aynı Mı Yapıyor?

DNA’mız Bizi Eşsiz Mi Kılıyor Yoksa Hepimizi Aynı Mı Yapıyor?

İnsanlar arasında genetik çeşitliliğin daha iyi anlaşılması, insanların birbirlerinin benzerlik ve farklılıklarını kabul etmesinde yardımcı olabilir.

“Çocuklarıma okumaktan en zevk aldığım kitaplardan biri ‘We are Different, We are the Same And We are Wonderful’ (Biz Farklıyız, Biz Aynıyız ve Biz Harikayız)” diyor Bob Grant.

Bu kitapta çizgi filmlerin insanları ve Susam Sokağı karakterlerinin farklı fiziksel görünümleri vurgulanır. Mesela “Biz farklıyız. Burunlarımızın görünüşü farklı. Ama aslında biz aynıyız. Burunlarımız aynı. Nefes alırlar, koklarlar ve hapşırırlar.” Verilmek istenen mesaj şudur “Bireylerin dış görünüşleri farklı bile olsa, temelde hepimiz aynıyız.”

ANDRZEJ KRAUZE

Bu basit mesaj, Büyük Eleştiri (Critic at Large) denemesinden Jackson Laboratuvar Bilimsel Direktörü Charles Lee’nin büyük ölçekli genomik veritabanlarını insanlığın daha geniş bir kesiminden gelen dizelerle enjekte etme ihtiyacı ile ilgili bir bölümü yazarken aklıma geldi. “Lee, genom dizilerinin kategorize edilmesinin ve insan genomunun iyileştirilmesinin genomik gobleni anlamamızı kolaylaştıracağını savunuyor.

Örneğin, araştırmacılar artık insan genomlarının %0,6 oranında birbirinden farklı olduğunu biliyor ki bu insan genomları projesi sona erdiği 2000’li yılların başlarındaki anlaşmaya varılan tahminlerden yaklaşık 6 kat daha fazla ve bu değişken DNA parçalarına saklanmış birçok nüans var. Lee “Daha fazla genom verisi elde ettiğimizde fark ettik ki, bireysel genomlar başlangıçta tahmin ettiğimizden çok daha farklı.” Dolayısıyla, modern genomik bilim, harika bireysel insanları oluşturan genetik planların özgünlüğünün değerini anlamamızı sağlıyor. Farklıyız. Aynı zamanda, son araştırmalar, biz insanların DNA’larımızda kayda değer bir benzerlik paylaştığımız gerçeğini kuvvetlendiriyor. Aynıyız.

Bu bilgi ile yaptığımız şey son derece önemli. Tarih, insanların biyolojik benzerlik ve farklılıkları arasında fark edilen dengeyi kendi lehine değiştirmeye çalışan insan ve hükümetlerin örnekleriyle dolu.  Bugün bile, öjeni gibi genetik bilimin yaygın olarak kötüye kullanılmasından onlarca yıl sonra, DNA’nın insanları birbirinden farklı kıldığı gerçeğini yanlış anlamaya çalışanlar var. Araştırmadan sonra yapılan çalışmada, “ırklar” arasındaki genetik belirsizliğin, belirli bir ırkı tanımlayabilen genlerin gruplaştırılmasından daha ağır bastığı bulundu.  Fakat soy ile takip edilebilen genetik farklılıklar da vardır. Örneğin, ataları Sahra altı Afrika veya Kuzey Avrupa’dan gelen insanların, diğer coğrafi kökenli insanlara göre orak hücreli hastalık veya *kistik fibrozis riski daha yüksektir. Biz gerçekten farklıyız.

Araştırmacıların her yeni çalışmada bulduğu genetik farklılıklar, hastalıklarımızı iyileştirmeye ve insanlık anlayışımızı geliştirmeye yardımcı olabilir. Baskın genetik benzerliklerimizin gerçeği, bizi bir araya getirmek ve hepimizin bağlantılı olduğunun farkına varmanın yanı sıra, tıpta yeni bir dönemin gelişimini haberdar edebilir. Benzerliklerimiz, insan grupları tarafından paylaşılan genomik profillere özel terapiler yapmamıza yardımcı olabilir.

Araştırmacılar, bilimin on yıllar boyunca insan genetiği çalışmalarını rahatsız eden utanç verici yanlış kullanımının tekrarlanmamasını sağlamak için, ortaya çıkan manzarayı net ve hatasız bir şekilde iletmelidir. Bunu yapmak, bilim ve tıbbın bu karmaşıklığı birleştirmesine ve herkesin yararına kullanmasına yardımcı olacaktır. Ve genetik ortaklıklarımızın ve farklılıklarımızın gerçeklere dayanan bir resmini çizmek hem bizi bağlayan bağları hem de her birimizi (en azından potansiyel olarak) harikulâde kılan eşsizliği kutlamada insanlığa yardımcı olabilir.

 

*Kistik fibrozis: kalıtsal (ailevi geçiş gösteren) bir hastalıktır. Doğumdan itibaren pek çok organın salgı bezlerini etkileyerek fonksiyon bozukluklarına yol açar. Hastalıktan sıklıkla akciğerler, pankreas, karaciğer, bağırsaklar, sinüsler ve üreme organları etkilenir.

 

Çeviren: Elif Akçay

Kaynak: the-scientist.com

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir