Ana Sayfa / Uygulamalı Felsefe / Evlilik Öncesi Eğitim Desteği ve Sürdürülebilir Evlilikler

Evlilik Öncesi Eğitim Desteği ve Sürdürülebilir Evlilikler

Salih Aldı ©fotocankorgan, Rıza Boğmalık ve Ayşe Nur Erturk

Bu makalede, Müslümanlara yönelik evlilik öncesi evlilik eğitiminin gerekliliğine, yöntem ve süresine dair bir görüş geliştirilmesi amaçlamaktadır. Araştırmada “Aşk ve sevgi nedir?” sorusundan hareketle verilecek eğitimin evliliğin ilk yılları, sağlıklı çift olabilmenin koşulları, evlilikte sorun ve çatışma çözme yöntemlerine yer verilmiştir. Evlilik öncesi eğitim, eşleri tatmin eden sağlıklı ve mutlu bir birliktelik için zorunlu görünmektedir.

Salim Ercan

Salih Aldı ©fotocankorgan, Rıza Boğmalık ve Ayşe Nur Erturk
Salih Aldı ©fotocankorgan, Rıza Boğmalık ve Ayşe Nur Erturk

İnsan fıtratı gereği doğar, büyür ve zamanı gelince de ölür. Bu süreçte kişi, yaratıcının kendisine yüklemiş olduğu görevleri yerine getirmekle mükelleftir. Bu görevlerden biri de toplumun düzenini bozmamak için ahlaksızlıklar ve haram olan ilişkilerden korunup kendine uygun ve denk biriyle hayatlarını birleştirip aile kurarak soyunun ve neslinin devamı için yapılan evlilik müessesesidir.

Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de, “İçinizdeki bekârları, kölelerinizden ve câriyelerinizden evlenmeye elverişli olanları evlendiriniz.

Yoksulluk içindeyseler, Allah onları lütfu ile zenginleştirir. Allah lütfu bol olandır; her şeyi bilendir” (Nur, 32) buyurmaktadır. Yani evlilik Allah’ın emridir. Peygamber Efendimiz (sav) ise şöyle buyurmaktadır:

Nikah benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Evleniniz! Zira ben, diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuz ile iftihar edeceğim. Kimin maddi imkanı varsa hemen evlensin. Kim maddi imkan bulamazsa (nafile) oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehveti kırıcıdır.”

Evlilik Öncesi Bilgilendirme

Evlilik öncesi bilgilendirme eğitim desteği bireylere kuracakları aile hayatına tarafsız bir gözle bakma ve gerekirse eksik ve zayıf noktalarını güçlendirme fırsatı verecektir. Bilgilendirme süresince evlenecek bireyler  bazı önemli konular üzerinde konuşma ve hatta tartışma konusunda cesaretlenip öz güven kazanacaklardır. Verilecek eğitim şu konuları içermelidir:

Tartışmalı Mevzuların Önceden Konuşulması

Bir çiftin aile içi roller ve sorumluluk dağılımı konusunda evlenmeden önce hiç konuşmamış olmaları sıkca rastlanan ve ciddi sorunlara neden olan bir durumdur. Çiftlerin birbirinden beklentilerini açık ve samimi bir şekilde konuşmaması evlilik boyunca birçok çıkabilecek probleme temel oluşturmaktadır.

Etkili İletişim Eğitimi

Evlilik öncesi  alınan bilgilendirme eğitimiyle iletişim becerileri gelişmiş çiftler, ortaya çıkan sorunları saygı ve sevgi çerçevesinde konuşup tartışarak çözmeye çalışacaklardır. Çiftler arasında olmazsa olmaz olan güven duygusu, sorun çözümü ve birbirlerini anlama konusundaki etkili iletişimle dahada pekişecektir.

Aşk mı, Sevgi mi?

Evliliğe götüren sürece çeşitli sebepler etki etmekle birlikte temel ve tarihsel neden çiftlerin birbirini sevmeleri, çoğu zaman aşık olmalarıdır. Aşk ve sevgi evliliklerinin politik, anlaşmalı, mantıklı ya da planlı evliliklerle kıyas kabul etmez bir cazibesi hakkında herkes hemfikirdir. Evlilik sürecine giren bazı çiftler, aşk ve sevgi konusunda kararsız kalabiliyorlar hatta birçok durumda tutku ve bağımlılık ile aşk birbirine karıştırılıyor.

Aşk Nedir?

Aşk, bir kimseye yada bir şeye karşı duyulan geçici aşırı sevgi ve bağlılık duygusudur. Aşkın kaynağını araştıran bilim insanları, aşkla ilgili bazı nöro-kimyasal süreçler tespit etmişlerdir: Aşk duygusuna yol açan başlıca hormonların ostrojen, dopamin, serotonin, oksitosin, vozopressin ve endorfinlerdir. Bu nöro kimyasallar sayesinde aşık olduğumuz andan itibaren karşımızdaki kişiyle yakınlık kurma isteğimiz artar.

“Aşık olduğun kişiyle evlen fakat aşıkken evlenme!” ilkesi, aşık olduğun dönemlerde, gözlerin ve akılların kör olduğu dönemdir, der. Aşık olan çiftler akılları ile değil, duygularıyla hareket ettiği için bu dönemde alacakları kararlar pek de sağlıklı olmaz; verilen kararlarda yanılma olasılığı yüksektir. Bu dönem 6 ila 8 ay sürebilir bu dönem atlatılmadan yapılan evlilik durumları hüsranla sonuçlanabilir.

Sevgi Nedir?

Sevgi, karşı cins olmaksızın duyulan cok güçlü yakınlık, bağlılıktır. Sevgiye çoğu zaman şevkat, merhamet ve fedakarlık eşlik eder: Allah sevgisi, vatan sevgisi, aile sevgisi, arkadas-dost sevgisi vb. İslam Peygamberi Hz Muhammed (sav), “İşlerin en hayırlısı, sevdiğini Allah için sevmek, buğzettiğine de Alah için buğzetmektir” der.  Bertnard Russell ise “İyi bir hayat, ilhamını sevgiden alır; yönünü ise bilgiyle bulur” diyerek sevginin yaşamsal önemine gönderme yapar.

Aşk ve Sevgi Arasında Ayrım Yapmanın Önemi

Evlilikte, aşk ve sevgi arasında ayrım yapmak, aşkın bitmesi ve sevgiye dönüşmesi açısından önemlidr. Çünkü sevgi, evlilik için gerekli duygusal enerjiyi sağlar. İkisi arasındaki temel fark konusunda çiftler bilinçlendirilmelidir. Temel farklar şunlardır:

  • Aşk geçici, sevgi kalıcıdır.
  • Aşk sonludur, sevgi sonsuzdur.
  • Aşk bencil ve kaba, sevgi geliştirici ve olgunlaştırıcıdır.
  • Aşk kuşkucu, sevgi ise inançlıdır.

Yukarıda sıralanan ayrımlar, birçokları tarafından paylaşılmaktadır. Genel kabuller her zaman hatalı olmazlar. Sürdürülebilir evliliklerde sevginin kesintisiz karakterine yüklemen işlev, açıkça kendi önemi ortaya çıkarmaktadır. Aşk değil, sevgi gözetilmeli evliliklerde.

Evlilik Sözleşmesi ve Cicim Ayları

Evlilikle ilgili birçok çağdaş mitoloji vardır ve anlatıladurmaktadır. Özellikle evliliğin ilk beş yılından sonra rutinleşmesi, eşlerin birbirleri için cazibesini yitirmesi, evliliği sürdürmek için ekstra “bir şeylere” ihtiyaç olduğu söylenir. İslami evliliklerde bu tartışmalar ya hiç gündeme gelmez ya da çok sönük gündem olur. Bununla birlikte evliliğin ilk ayları, ilk dönemleri herkes için şaşalı, enerji, arzu ve aşk doludur. Çiftlerin gözü, birbirlerinden başka bir şey görmez. Sonraki dönemler ise bu aşk ve tutku ateşi söner. Sıradanlaşma süreci başlar. Aslında bu sıradanlaşma doğal ve normaldir zira cicim aylarındaki enerji ve tutku sürdürülebilir değildir. Aynı yastıkta bir ömür geçirebilmek için bu normalleşme kaçınılmazdır. Peki, cicim aylarından sonraki süreç nasıl idare edilmelidir? İşte, birkaç ipucu:

  • Etkili iletişim olmazsa olmaz. İki yönlü ilerler: 1) Önleyici iletişim stratejileri, 2) Etkili sorun çözme teknikleri. Çiftler her ikisine etkin kullanabilme konusunda bilinçlendirilmeli, bu konuda irade kazanmalı, isteklendirilmelidir. Eğer sorun çözme konusunda istekli değillerse sorun çıkmasını da engellemeye istekli olmayabilirler.
  • Ailenin maddi giderleri karşınlanmalıdır. Çiftlerin evlilikten farklı beklentileri sorun kaynağıdır. Özellikle maddi konulardaki beklentilerin benzer olması önemlidir. Öte yandan yetersiz maddi koşullar ya da ailenin maddi durumundaki hızlı değişikliklere uyum sağlamada eşlerin tutumları, evliliğin sürdürülmesini etkiler.
  • Evlilik rolleri önemsenmelidir. Roller, çoğu zaman geleneksellikle ilişkilendirilmişse de şimdi de, gelecekte de mutlu birliktelikler için önemini koruyacak gibi görünüyor. Karı ve kocaya yüklenen rollerin farklılığı, organik dayanışmayı doğurur. Herkesin her işi yaptığı bir aileden ziyade, cinsiyete özgü rol farklılaşması eşleri bir arada tutabilir.
  • Görev ve sorumluluklar geleneksel değildir. Roller, aynı zamanda görev ve sorumluluklar da yükler. Kadın olmak karılık görev ve sorumluluklarıyla birlikte işler. Erkek olmak kocalık görevlerini birlikte getirir. Fakat görev ve sorumluluklar sadece cinsiyete özgü değildir. Birlikte yaşamaktan doğan ortak ihtiyaçların giderilmesi eşlerin her ikisi üzerine bazı yeni sorumluluklar yükleyebilir. Ev temizliği, çocuk bakımı, gezi ve tatil planlarının yapılması, aile içi organizasyonlar, misafir ağırlama, akraba ziyaretleri…
  • Çocuk sahibi olmaya birlikte ve uygun zamanda karar verilmelidir. Eşlerden biri çocuğu, birlikteliği kalıcı ve zorunlu hale getirmenin bir yolu olarak görebilir ya da çocuk sevgisi tek başına belirleyici olabilir. Ailenin gündelik ve ömür yaşamlarını etkileyecek en önemli karar olarak görünmektedir. Birlikte alınması, eşlerin hazır oldukları ya da çocuk istedikleri bir zamanda çocuk yapılması gerekir.
  • Birlikte geçirilecek zaman tayin edilmelidir. Eşler, çoğu zaman günü dışarıda, birbirinden uzakta veya ayrı geçirirler. Bu uzaklık, evlilik için iyidir. Gün içindeki ayrılıklar, gün sonunda birlikteliği daha arzulanır kılar. Birlikte geçiren zamanın, eşler için bir tür sağaltım veya terapiye dönüşmesinin yolu aranmalıdır. Iş dünyasının stresi, eşlerin birbirleri için güvenli sığınak olma niteliklerini daha da kritik hale getirmektedir.
  • Bireysel ve aileye ait alanlar olmalıdır. Eşlerin birlikteliği için güvenli ve mahrem bir alana ihtiyaç kaçınılmazdır. Bu ihtiyacın karşılanması çoğu zaman evlilik öncesi çözülmesi gereken bir sorundur. Evlilik sürecinde de eşlerin kendilerine ait, çocuklarının dahi girmediği özel alanlarının olması hatta eşlerin her birinin kendine özel bölümlerinin olduğu bir ev tasarlanması gerekir. Dışarıya karşı mahremiyeti koruyacak bir ev, aile içi bireylere karşı mahremiyeti koruyacak bir oda, eşler arasındaki kişisel alanı temin edecek oda içi bölümler olmalıdır. Eşlerin evlilik eğitiminde bu mahremiyet ve kişisellikle ilgili bilinçlendirilmesi gerekir.
Mutlu Eşlerin Karakteristik Özellikleri 

Şimdiye kadar sorunlu ya da iyi anlaşan çiftler üzerine birçok araştırma yapıldı. Geçim sahibi eşlerin bazı karakteristikleri tespit edildi. İşte, cicim aylarından sonra evliliği mutluluk ve huzur eksenine kaydırabilmiş eşlerin bazı karakteristikleri:

  • Birbirlerine ilgi ve sevgiyle yaklaşırlar. Pozitif iletişime daima açıktırlar.
  • Birlikte zaman geçirmeyi önemserler. Yalnız başına zaman geçirmek için birbirilerine fırsat verseler de herhangi biriyle yapılacak bir etkinliği, eşleriyle birlikte yapmayı tercih ederler.
  • Birbirlerine bağlıdırlar.
  • Merhametli ve affedicilerdir. Affetmeye, hoşgörmeye, normal karşılamaya en layık kişinin eşleri olduğunun bilinciyle hareket ederler.
  • Birbirlerinin varlıklarından mutlu olurlar. Değerli biriyle birlikte olduklarını, özel olduklarını hissederler.
  • Çatışmalarını uzatmadan tatlıya bağlarlar.
  • Birbirlerini her zaman takdir ederler.
  • Birbirlerini değiştirmek yerine olduğu gibi kabul ederler.
  • Ortak zevklere sahiptirler veya birbirlerinin zevklerine büyük bir saygı duyarlar.
  • Ailedeki olaylara olumlu yaklaşırlar.
  • Eşlerinin bakış açısını edinmeye çalışırlar. Zamanla bu çaba, ortak bir bakış açısına da dönüşür.
Çatışma Kaynaklarına Karşı Dikkatli Olun!

Eşler ayrıca aşağıda sıralanan çatışma kaynakları konusunda bilinçlendirilmelidir. Bu sorun kaynakları, evlilik sürecinin başlangıcında var olmayan fakat sonradan ortaya çıkan durumlar da olabilir.

  • Farklı kimlikleri abartılı yaşamak: Irkçılık, faşizm, aşırı milliyetçilik vs.
  • Birlikte geçirilen zamanın azlığı veya niteliksiz birlikte zaman geçirme
  • Eşlerin birindeki bağımlılıklar ya da kötü alışkanlıklar: Sigara, internet, cep telefonu, oyun bağımlılığı, hobilerin abartılı yaşanması vs.
  • Karılık veya kocalık becerilerindeki yapısal eksiklik ve kusurlar
  • Gerçekçi olmayan beklentiler, plan ve projeler
  • Eşit ve adil olmayan aile içi rol dağılımları
  • Cinsiyet farklılığını aile içi iktidara dönüştürülmesi, adalet ve merhamet duygusundan uzaklaşılması
  • Kötüleşen ekonomik koşullara veya ani zenginleşmeye uyum sağlayamama
  • Cinsellikle ilgili kalıtsal veya dönemsel sorunlar: İktidarsızlık, erken boşalma, soğukluk, eş zamanlı olmayan cinsel doyum vs.
  • Kötü, yetersiz veya etkisiz iletişim alışkanlıkları: Jest ve mimiklerdeki, tutumlardaki tuhaf ve anormal yoğunluklar vb.
  • Arkadaş ve akraba ilişkilerinde yaşanan sorunlar.
  • Çocuk yetiştirme konusundaki farklı görüşler, tutum ve davranışlar.
  • Zihinsel ve ruhsal hastalıklar.
Cinsiyete Özel Taktikler

Sorunların önemli bir kısmı genel insani özelliklerimizle ilgili olsa da bazıları açıkça cinsiyet duyarlıdır. Erkeklere yardımcı olacak bazı uyarılar:

  1. Aklınızda bulundurun! Fiziksel veya sözel şiddetle problemi çözmek yerine sağlıklı iletişim yolunu tercih edebileceğinizi aklınızda bulundurun!
  2. İkinci sınf insan olmadıklarını hatırlayın! Kadınları hep ikinci sınıf görüp kendinizle yarıştırmaktansa gereken değeri verip aynı katagoriye koymayı deneyin!
  3. Saygı duyun! Yaşam tarzlarını kendi hallerine bırakabilirsiniz (inanç çerçevesinde)
  4. Kendinizi geliştirin! Her işini fiziksel olarak halledip çözebileceğine inanmak yerine kendinizi zihinsel ve duygusal olarak geliştirmeyi deneyin! Belki de bazı sorunlar sizin kalın kafalılığınızdan kaynaklanıyordur!
  5. Aynaya bakın! Bir durum karşısında her zaman karşı tarafı suçlamak yerine;kendininde hatalı olabileceğini kabullenebilirsin.

Erkekler fazla yüklendiğimizi düşünmeyin. Çeşitli formlarda karşımıza çıkan, bazen ailenin birlikteliği ve devamı için gerekli ve faydalı olan erkek egemenliği yüzünden erkeğin değişim rolünün baskın olmasını beklemekte haksız sayılmayız. İşte, şimdi de kadınlara yardımcı olacak bazı uyarılar:

  1. Kıyas yapmaktan vazgeçip kendinizle ilgilenin! Sürekli erkeklerin yaptıklarıyla kendinin yaptıklarını kıyaslamak yerine kendini geliştirebilirsiniz.
  2. Mutlak eşitlik talebinizi abartmayın! Erkeği erkek olarak görün! Eşitlik adı altında erkekleri kadınlaştırmaya çalışmayın.
  3. Güzel görünmek iyi olsa da biraz da zeki görünmeyi deneyin! Erkelerin hep gözüne hitap etmek yerine birazda aklına hitap etmeyi deneyin.
  4. Eziklik ve tahakküm psikolojisinden kurtulun! Kendimi ezdirmem deyip herşeye itiraz etmek yerine iletişime geçip sabırla dinleyebilirsin.
  5. Bırakın kocanız erkek kalsın! Herşey aynı eşitlikte olsun deyip pısırık bir erkek yaratmaktansa bireylerin kendi alanlarını kendinin belirlemesini sağlayabilirsiniz.
Son çare: Hoş olmasa da helal yolu deneyin!

Devamlı didişen, birbirini iğneleyen, laf sokan, fiziksel görünümünü eleştiren, gülerken çıkardığı sesten yemek yiyişine kadar takan, kavga eden ama ısrarla evli kalmak isteyen çiftler! Haftanın iki günü görüşüp onca kusur bulup şikayet ederken 7 günün 24 saatini beraber aynı yastığa baş koyup bir ömür boyu iyi ve kötü günleri beraber geçireceklerini unutmamalılar.

Huzurlu bir toplumun tesisi için güvenli, sağlıklı ve sürdürülebilir evliliklere ihtiyacımız var. Tüm çabalarınıza rağmen birlikteliği sürdüremiyor iseniz birbirinize daha fazla zarar vermeden, biricik yaşamda birbirinizin zamanını daha fazla çalmadan ayrılmayı deneyin. Bilin ki boşanma hoş olmasa da helaldir.

 

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir