Ana Sayfa / Bilişim ve Teknoloji / İnsanların Dünya Hakkında Kafa Yorduğu 10 Tuhaf İddia

İnsanların Dünya Hakkında Kafa Yorduğu 10 Tuhaf İddia

Dışarıdaki çılgın ve spekülatif teorilerden hareketle (ve hepimizin bildiği gibi bunlar çok sayıda), insanların dünyaya ait olduğuna inanamadığı çok sayıda fikir mevcut.

Konu şu ki bizler, daha doğrusu atalarımız, büyük olasılıkla bir yerde mahkumlar hatta uzay ötesindeki bir boyutta… Bu gibi düşüncelerin hatta belki de bazı teorilerin Neandertaller ile (günümüzden yaklaşık 200 bin ila 28 bin yıl önce yaşamış insan türüdür. İkili adlandırmada Homo neanderthalensisdir…) ve bu şekilde üretilen insanlarla yetiştirilmiş orijinal “kozmik atalarımızı” temsil ettiği söylenmektedir.

Bu tuhaf iddialardaki en çılgın seslerden biri, insanların dünyadaki diğer tüm yaşam formları arasında gerçekten yerli bir tür olabilmesi için çok fazla farklılık içerdiğini iddia eden Dr. Ellis Silver’e aittir. Tahmin edebileceğiniz gibi çoğu iddialar saçmalık olarak değerlendirilse de yine de ilgi çekicidir ve kesinlikle biraz daha ayrıntılı olarak bakılmayı hak ediyor. İşte o 10 tuhaf iddia:

10- Hapishane Gezegeni Teorisi

Adından da anlaşılacağı gibi hapishane gezegeni teorisi, insanların yalnızca evrimin ürünü olmadığını iddia ediyor. Burada, bu teorilerin evrimin var olmadığını ya da yanlış olduğunu ima etmediğini açıklığa kavuşturmak önemli ama kolektif geçmişimizin bir noktasında bir tür dış manipülasyona maruz kaldığımızı da ifade etmeliyiz. Aslında bundan daha fazlası var; hapishane gezegeni teorisi, buraya antik çağda getirilen, sonunda yayılan, çoğalan ve tarihimizin kanıtladığı gibi hakim olduğumuz yabancı bir dünyadaki mahkumların torunları olduğumuzu gösteriyor.

Birçokları bu fikri spekülatif bulsa da sonuçta insanlar tüm açık kusurları ve hataları bakımından gezegendeki diğer canlılardan çok, çok, çok daha ileridedirler. Örneğin, diğer hayvanlar neden dünyayı ya da yıldızları keşfetmek için makineler icat etmiyor, felsefe üzerine düşünmüyor, örgütlenmiyor veya düşebilen makineler yapmayı hedeflemiyor? Bu arada, sadece insanlar yıldızlara ve uzayın ötesine uzanabileceğine yönelik bir hayranlık duyuyor. Belki de bu bilinçaltı bir çağrının bir göstergesidir?

9- İnsanlarda Kronik Hastalıklar Kalıcıdır

Bir düşünün, en son ne zaman gerçekten “iyi” hissettiniz?

Belki de varlığımızın anahtarlarından biri olan Güneş’in tepkisine bakmalıyız. Diğer birçok hayvan gün boyunca güneş ışığında oturabilir ve bu durum onların sağlığına çok büyük oranla etki etmez. Bununla birlikte, insanların saatlerce güneşte yanması dolasıyla, uzun süreli güneşe maruz kalması açısından çeşitli cilt kanserlerine yakalanmalarına yol açabilir. Ayrıca diğer hayvanların aksine Güneş’e tepki olarak gözlerimizi kamaştırıyoruz. Güneşe karşı sadece küçük bir işitsel frekans aralığımıza sahip olduğumuz ve elektromanyetik spektrumun çok küçük bir şeridini görebilmemiz bile Dünya dışındaki bir başka ev gezegeninin göstergeleri olabilir.

8-Sürekli Sırt Ağrısı

Belki de en fazla insanı etkileyen ağrılardan biri sırt ağrısıdır. Çoğumuz hayatımızın bir noktasında “kötü bir sırt” geçirdik veya geçirmiş olacağız. Ve birçoğumuz için, bu acı sürekli artan, “iyi günler / kötü günler”, sorunsalını sorgulamamıza yol açan bir durum.

Hapishane gezegeni teorisine inananlara göre, sırt ağrısının daha şiddetli geçmesinin nedeni “gerçek” ev gezegenimizde daha düşük bir yerçekimi seviyesi olmasına karşın dünya üzerinde sandığımızdan daha yüksek olan yerçekimidir (insanların göreli uzunluğunu dikkate alarak düşünülmüş). Bu temelde birçok insanın sırtını bu kadar çok zorlamasına neden olan şeydir. Ellis Silver gibi araştırmacılar, bunun Dünya’nın doğal evimiz olmadığının ana göstergelerinden biri olduğuna inanıyorlar.

7- İnsan Aslında 25 Saatlik Bir Güne Daha Uygun

Uyku uzmanlarının yaptığı araştırmalarda desteklendiği gibi insan vücut saati, vücudumuzun çalışması gereken 24 saatlik zamanın aksine, 25 saatlik bir zaman dilimiyle çok daha uyumludur. Bu farklılığın, Dünya’nın doğal dönme hızının, insanlığın gezegendeki kollektif süresi boyunca çok küçük bir oranda azalması da dahil olmak üzere birçok nedeni olabilir.

Bununla birlikte, bazı araştırmacılar, “gerçek” ev gezegenimizin çok fazla 25 saatlik bir dönme süresine sahip olduğunu ve kendi doğal vücut saatimizin hala buna ayarlanmış olması, güneş sisteminde başka bir yerden geldiğimizi veya hatta evreninin bile farklı olduğunu göstermektedir. Listede sonlara doğru potansiyel kozmik atalarımızın olası yerlerine bakacağız.

6- İnsan Doğumunun Birçok Komplikasyonu Mevcut

Özellikle Ellis Silver’ın ana odak noktalarından biri (ancak diğer araştırmacıların da buna odaklandığını söyleyelim) doğumun kadınlar için gerçekten travmatik bir deneyim olmasıdır.

Doğum; modern hastaneler ve tıp dünyasının gelişmiş bölgelerinde kadınlar için nadiren hayatı tehdit eden bir deneyim haline geldi. Bugün bile yine de çeşitli komplikasyonların ortaya çıkması sonucu birçok talihsiz kadın hayatlarını kaybetmektedir. Modern tıbbın öncesine kadar olan dönemi düşündüğümüzde, doğum sırasında ölüm çok daha yaygındı. Bu listedeki örneklerin çoğu gibi, bu tamamen insanlara özgü bir şey gibi görünüyor. Ve şimdi listede görebileceğimiz gibi, bu sadece doğumu değil, yanlış nedenlerle de olsa benzersiz görünen insan gelişiminin ilk birkaç yılını temsil ediyor.

5- Çocukluğun Yavaş Gelişimi

Doğum, hapishane gezegeni teorisi açısından tek ilgi alanı değildir. İnsan yavrularının gelişimi veya eksikliği bile bazı araştırmacılar için gariptir. Örneğin, hayvanlar alemindeki birçok genç, doğumdan kısa bir süre sonra gün içinde yürüyebilir. Öte yandan, insan bebekleri tamamen çaresizdir ve yıllarca böyle kalırlar.

Doğuma yönelik çalışmalara sempati duyan bazı araştırmacılar tarafından insan gebelik döneminin çok daha uzun olması gerektiği ileri sürülmektedir. Spekülasyonun ötesinde herhangi bir seviyeyi kanıtlamak zor olsa da ilginç bir teoridir. Ve o zaman bile, bu spekülasyon, en azından bazılarının sağduyu sınırlarını zorluyor.

Bununla birlikte bazı insanlar, özellikle eski astronot teorisine abone olanlar, size insan gebelik dönemindeki bu “anormallik” in, uzun zaman önce ortaya çıkan uzak geçmişteki insan genomuna bir tür “müdahaleye” bağlı olduğunu söyleyecektir.

4- İnsanlarda Ekstra DNA

Nature dergisinde yayınlanan bir araştırma, insanların bakterilerden evrimi sırasında edinilmiş fazladan 223 gene sahip olduğu sonucuna vardı. Ya bakterilerden olmadılarsa? Bu genler, diğer tüm canlılara kıyasla insanların mutlak ilerlemesinin nedeni olabilir mi? Peki ya “önemsiz DNA” olarak adlandırılan kodlamayan DNA? Ya yabancı bir dünyadan ve uzaylı atalardan kalan DNA olabilir mi? Kesinlikle bunlar çılgın bir düşünceler…

Diğer araştırmacıların 223 ekstra genin bulunmasını tam olarak kabul etmediği ve kamuoyuna meydan okuduğu belirtilmelidir. Sorunlarının meşru olup olmadığı veya kabul edilen düşünceye karşı çıkan sesleri susturmak isteyen ana akım akademinin başka bir vakası olup olmadığı tartışmaya açıktır.

3- Genel Kaygı

Her ne kadar böyle bir iddianın tam olarak “doğru” kayıtlarının tutulduğunu ve analiz edildiğini görmek zor olsa da iddia edilen kozmik gerçekliğin bir başka belirgin sonucu, insanlık boyunca sürekli bir endişe hissidir.

Dünyanın birçok bölgesini ele geçiren ve artan depresyon, intihar oranları (kendisi neredeyse insanlara özgü bir eylemdir) oldukça fazladır. Yine, kaygı açısından işyerindeki baskıları (ve örtük yoksulluk tehdidini) arttırmak gibi birçok acımasız ve meşru nedenlerin yanı sıra, insanı tamamen çaresiz hissettiren politik ve sosyal bölünme gibi daha dolaylı faktörler de vardır. Bu, bazı insanlarda, kopma ve bu dünyaya “ait olmama” duygularına yol açar.

2-  Bir başka Ev Ütopyası Ne Kadar Muhtemel? Sadece Kendi Örneklerinize Bakın!

Eğer uzaysal bir dünya dışı ırkın, kendi güneş sistemlerinde veya başka bir yerdeki diğer gezegenleri ziyaret etme yeteneğine sahip olduğunu varsayarsak, neden toplumları hoş olmayan unsurlarını uzak bir dünyaya nakletmesinler ki? Sonuçta, kendi dünya tarihimizde bunun birçok örneğine rastlamamız mümkün. Gulags düzeni (işkenceleri ile ünlü genel olarak kuzey sibirya da konuşlanmış, hapishanelere verilen ad), yine mahkumlar için oluşturulan ünlü Alcatraz hapishanesi gibi bir çok örnek mevcut.

1- Asteroit Kuşağı Bağlantısı

Hapishane gezegeni teorisinin bir dalı yukarıda belirtilen tüm noktaların etrafında döner; tek fark, teorik atalarımızın mahkumlar değil, yıkılmış bir gezegenden kaçan kozmik mülteciler olmasıdır. Birçoğu bu gezegenin Mars olduğunu iddia etse de (ve hayatın orada uzun süre önce var olabileceği teorisine işaret ediyor), diğerleri ise bir zamanlar asteroit kuşağının yaşadığı bir gezegen olduğunu söylüyor.

Potansiyel kozmik atalarımız, ölmekte olan bir gezegenden veya büyük bir kozmik beden tarafından vurulan bir gezegenden kaçabilir mi? Nüfusun bir kısmı kaçmayı başardıysa yakınlardaki başka bir dünyaya yerleşmiş olabilir mi? (yani Dünyaya.) Bu, “yıldızlardan gelen varlıklar” hakkında yazılan eski metinlerin çözümlenmesi için bile kısmi bir açıklama sunabilir mi? Bunlar, zaman içinde göz ardı edilmiş ve yanlış yorumlanmış kökenlerimizin açıklamaları olabilir.

Belki de bu, iç vücut saatlerimizdeki 25 saatlik varsayılan ayarı açıklayan şeydir. Sonuç olarak, başka bir dünyadaki mahkumlardan mı yoksa yıkılmış gezegenlerinden yeni bir yere sığınmak isteyen dünya dışı bir ırk ile mi karşı karşıya geldiğimiz konusundaki düşünceler konusunda bu liste bir fikri besin kaynağı taşıyor.

 

Çeviri: Mert Küçükvardar

Kaynak: Listverse.com /10 Bizarre Claims That Humans Didn’t Originate On Earth

Facebook Yorumlar

Hakkında Mert KÜÇÜKVARDAR

Mert KÜÇÜKVARDAR
Yazar; aynı zamanda Bilişim Devrimi: Teknolojinin Felsefi ve Sosyolojik Analizi isimli kitabın da yazarlarından biridir. Ayrıca yazarın, Veri Gazeteciliği, Teror-İdeoloji ve Yeni Medya, Teknoloji, Teknoloji Bağımlılığı gibi konularda yazılmış bilimsel makaleleri bulunmaktadır. http://instagram.com/mertkucukvardar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir