Ana Sayfa / Bilişim ve Teknoloji / Netflix, Aşırılığın Dijital Peygamberi mi?

Netflix, Aşırılığın Dijital Peygamberi mi?

Yazarımız Doç. Dr. Şevki Işıklı, “Herkes Netflix hakkında konuşuyor ama kimse eleştirmiyor” dedi ve çarpıcı başlıklarıyla Netflix hakkında düşünmeye iten bir yazı kaleme aldı. İyi okumalar.

Son birkaç yıldır insanlar sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde Netflix hakkında konuşuyorlar. Akademisyenler, enteller, aydınlar ve üniversite öğrencileri televizyon hakkında pek konuşmazken Netflix hakkında konuşmaya can atıyorlar. İşin ilginç yanı Netflix popülaritesinin tartışmalı bir yönünün olması. Netflix milli ve manevi değerlerle dalga geçiyor diyenler de var, ona laf dokundurmayan da. Onu aileden uzak tutmak gerek diyen de var, bir kitap okur gibi izleyen de. İşin en ilginç yanı ise bunca tartışmaya rağmen kimsenin şimdiye kadar Netflix’in aleyhine yazmamış olması. Herkes Netflix hakkında konuşuyor ama kimse eleştirmiyor.

Netflix’in Başarısında Televizyonun Çöküşü Etkili

Televizyon çöküşte. Kabul etmeliyiz ki televizyonda izlemeye değer bir içerik artık yok.  İzleyicilerine saygı göstermeyen, onları meşgul etmeyen çalışan ve koyun gibi gördüğünü gizlenemeyen bir pervasızlık saçıyor. Politikacı ve üreticilerin elinde seyircisini manipüle eden bir araca dönüştü. Televizyon fazlaca kirlendi, yozlaştı. Dijital elitlerin televizyona kuşkuyla bakması bu yüzden. Netflix izleyicileri, televizyondaki sorunların hiçbirini yaşamıyor ama sağladığı her konfor var. Paradigma devrimi gibi düşünebiliriz.

Netflix İzlemek, Business Class Uçmak Gibi Saf Bir Eğlence Sunuyor

Ekranlardan Netflix izlemek, uçakta busines class uçmak gibi özel hissettiriyor. Gereksiz bir sürü ayrıntıya takılmadan saf, pürüzsüz, yalın bir keyif sunuluyor. Üstelik 10 dolardan ucuza. Netflix izleyicileri kendilerini çok özel hissediyor. Netflix hakkında konuşmak bir ayrıcalık, statü göstergesi. Sinema, Netflix kadar gündem olmuyor artık. Mac ya da IPhone kullanıcılarının hissettikleri türden bir elitizm duygusu yaşıdıklarından eminim.

Netflix Kullanıcıları Tıkınırcasına İzliyor

Netflix’te ise spor yok, haber yok, yarışma yok, canlı yayın yok: İnsanlar dünyanın geri kalanının yaşadığı heyecan ya da sıkıntılarıyla işgal edilmiyor. İşleri yolunda giden insanların keyfi bozulmamalı. Netflix izleyicileri, filmleri tıkınırcasına ve art arda tüketiyorlar.

Netflix Televizyon, İnternet, Sinema Ve Tiyatroya Meydan Okuyor

Onların seyircisini ayartıyor. Netflix, televizyondan farklı olarak bir sezonu tek seferde yayınlıyor. Sonraki bölümü izlemek için bir hafta beklemek zorunda kalmıyorsunuz. Yapımcı sizi germiyor. Gergin ve heyecanlı bekleyiş yerini, planlamayla gelen sakin ve dingin bir etkinliğe bırakıyor. Ne izlesem sorusu, seçeneklerin bolluğunda yok olup gidiyor. Televizyonun birkaç saatlik prime time’ını 24 saate çıkardı. Günün her saatinde, kullanıcıya en sevdiği filmi yüksek kalitede, kişisel izleme hızında izlettiriyor. Herkese özel davranıyor. Eğitimdeki modern ve post-modern paradigma ayrımı gibi. Televizyon ya da internetten film izleme dönemi, seçkin Netflixçilere göre çoktan demode oldu. İnternetten film izlemek de oldukça zahmetli; ayıklanması gereken çok ıvır zıvır var ve zaman alıcı. Üstelik kişisel verilerin güvenliği, virüs ve siber saldırı riski çok yüksek. Netflix, her gün bilgisayarınıza yenileri indirilen, sizin için çekmişler izlenimi verilen yüksek kalitede film arşivi sunuyor. Üstelik bilgisayardan daha işlevsel.

Netflix Sinema Keyfini Eve Getiriyor

Üçüncü milenyumdayız ama insanlar salonda film izlemek için evlerinden çıkmak zorunda kalıyorlar. Halbuki sinema salonları evlere göre daha fazla riskli mekanlar. Deprem, salgın, yangın ve silahlı saldırılara açık. Toplumsal kriz anlarında sinema salonlarının nasıl da hemen boşaldığını görüyoruz. Netflix çözüm ve alternatif olarak kullanıcıların elinin altında.

Netflix Elitizmi ve Sıradanlıkla Mücadele

Kitap, sinema ve tiyatro sıradanlaştı, avamileşti; geçtiğimiz yüzyıla ait boş zaman etkinliklerine dönüşmek üzereler. Bir şeyi herkes yapmaya başladığında, o şey sıradanlaşır ve halk kültürünün bir parçası olur. Toplumun seçkinleri artık başka etkinlikler arayışına girer. Toplumun üst kesimi, engellenmek ve rıza dışı bir şeylere maruz kalmak istemeyen kesimdir. Televizyonda, sinema ve tiyatroda çok fazla denetim var. Yetişkin içeriklerden şiddet, argo ve yeni deneyimlere, milli ve manevi değerlerden büyüklere saygıya kadar çok uzun bir liste; sansüre, oto sansüre ve eşik bekçisi editöryal müdahaleye maruz kalır. Tüm bu toplumsal gerekçeler, elit kozmopolit Netflixçilere anlamsız kısıtlamalar gibi geliyor.

Netflix, Aşırılığın Dijital Peygamberi

Netflix moda gibi görünüyor fakat değil, daha çok trend. Gelip geçici popüler bir durum değil. Tam olarak 21. yüzyılın dijital kültürünün bir parçası. İnternetin vadettiği özgürlüğün fiili hale gelmesi. Çok sesliliğin, alternatif gerçekliğin, geleneğin yapısının sökülmesinin ve bunların yerine önerilen çoklu alternatiflerinin bir görünümü. Bu çok seslilik içinde geleneksel değerlere gerçekten yer yok. Netflix aşırılığın dijital peygamberi gibi davranıyor.

İlk Eleştiriler Ünlü Yönetmelerden

Oscar Academy ve Emmy ödüllerine Netflix orijinal içeriklerinin adaylığı konusunda 2018 yılında yaşanan tartışmalar, sinema ve dizi sektöründe yaşanan kavramsal dönüşümün açık kanıtı. Spielberg ve Nolan gibi meşhur yönetmeler, Netflix içeriklerinin adaylığını açıkça eleştirdiler. Bunlara göre Oscar’a aday olabilmesi için bir filmin sinema tarihinin bir parçası olması gerekiyordu fakat Netflix orijinallerin sinema geleneğine uymadığı çok açık. Ortada, Netflix’in gelenekten sapmasından ve sinemaya yön vermesinden duyulan bir rahatsızlık durumu var. Yönetmen Spilberg, yapılanın film değil, “şov” olduğundan neredeyse emin. Nolan da aynı tarafta; tuhaf hatta akılsızca diyor.

Geleneksel Değerler Netflix’in Hedefinde

Netflix orijinallerde geleneğin esamesi okunmaz; modern ve geleneksel değerlerin hikayesi artık kabak tadı veriyor, modern bakış açısı ve modern yaşam tarzında anlatmaya değer hiçbir şey kalmadı, söyleminin altı dolduruluyor. Netflix tüm geleneksel kavram ve değerlerin köküne kibrit suyu dökmeye kararlı görünüyor.

Yerel Kültürler İçin Kesin Bir Tehdit

Amerikan menşeili Netflix 190 ülkeye yayıldı. Suriye, Kırgızistan ve Kuzey Kore hariç, 190 ülkede 160 milyondan fazla aboneye sahip.  Türkiye’deki abone sayısı 1,5 milyondan fazla. Yerel dizileri satın alabiliyor, yerel diziler yaptırabiliyor. Bu, glokalizmden kesinlikle farklı; yerel değerlerin küresel pazarda yer bulmasına yardımcı olmak değil. Daha çok “Küresel düşün, yerel hareket!” diyen ulus ötesi küresel bir şirketin başarılı pazarlama öyküsü. Bununla birlikte Netflix’in anlattığı öykü, geleneksel muhafazakâr değerler için aslında bir tehdit. Gösterime alınan yerel filmler ise kendi egemen kültürleriyle örtüşmeyen hatta çatışan içeriklere sahip. Atiye, Osmanlı’nın Doğuşu, Muhafız bunlara örnek.

Anlatılan Geçmişe Karşı Şüphe

Filmlerde geçmişin, hiç de anlatıldığı gibi olmadığı gösteriliyor. Gizli kalmış ve üstü örtülmüş geçmişi, Annales tarzı sosyal tarih okuma etkinliğiyle izleyiciye sunuyor. İmparatorlukların Doğuşu: Osmanlı’yı izleyin, görürsünüz. Wikingleri ve diğer tarihsel filmleri izlediğinizde size anlatılan resmi ve meşru tarihin yapısının nasıl lime lime edildiğine tanık olabilirsiniz. Boşluklar yaratıcı ve nihilist bir yaklaşımla senaristler tarafından dolduruluyor. Derrida’nın yapı-söküm tatbikatı gibi. Geçmişi politik olaylardan ibaret gören kronolojik zaman inancı, Netflix’te çok boyutlu toplum analizleri ve karakter ile anlatılıyor.

Netflix Ütopyası: Cinsiyette Dönüşüm ve Ailenin Yapıbozumu

Filmler, izleyiciyi mevcut-verili olan her şeye karşı sofistik bir şüphe takınmaya zorluyor.  İzleyiciyi manipüle ettikten sonra, ona düşünülmez olanı öneriyor. Örneğin ebeveyn kavramı, anne-babayı ifade eder. Tek ebeveynli çocuklardan bahsedilmesi uzun zamandır normal. Fakat Netflix bir ütopya teklif ediyor ve diyor ki: Üç ebeveynli çocuklar neden olmasın! Hem de güzel olabilir. İşte size bir simülasyon olarak “You, Me, Her” dizisi. Üstelik burada ebeveynlerin karşı cinsler olması da gerekmiyor. Melezlik, akışkan kimlikler ve kimliğin aşılması ya alt metin ya da ana kurgu olarak sunuluyor. Ebeveynsiz çocuklar fikrine alışmalıyız, diyor. Üç ebeveyn, dilde imkânı olmayan bir ifade. Ama uyarmalıyım: Geleneksel ve modern dilde olmaz. Çünkü ebeveyn, iki kişiyi ifade eder. Anne-baba ifadesi de öyle; çoğul kullanılmazlar. Binlerce yıldır böyle yerleşmiş ebeveyn ve anne-baba terimleri Netflix kültüründe geçerliliğini yitirir. Kültürün dönüşümünde bir sınır noktaya gelmiş olabiliriz, demeye getiriyor. Bu tek bir filmle sınırlı değil, Netflix’in genel karakteri böyle.

Netflix İdeolojisi: Nihilizm Ve Alternatif Gerçeklik

İdeolojilere karşı bir Netflix ideolojisi yaratılıyor. Var olan her şeyi bir kenara atsanız boşlukta mı kalırsınız? Hayır diyor Netflix. İşte alternatif yaşamlar, alternatif gerçekler, alternatif değerler. Üstelik bunlarda bakir, cazip ve orijinal. Üstelik bunlar mağdur, bastırılmış ve dışlanmış. Bu yüzden kirlenmemiş, bu yüzden onlara yaşam hakkı tanımalısın. Belki başka türlüsü mümkündür, diyor. Netflix, geleneksel değerlerin iki yüzlülüğünü iddia ederek nihilizmi takdim ediyor. Dini kavramlar, Antik Yunan mitolojisindeki gibi, cisimleştirilerek teatral bir gösteride tartışmaya açılıyor. Şeytan, tanrı ve meleklerin işleri Lucifer gibi dizilerde ters yüz edilerek yapı-söküm tatbikatına maruz bırakılıyor.

Netflix Kullanıcı Profili

Kimler Netflix izliyor? Öncelikle bunlar artık izleyici değil, kullanıcı. Para verip hizmet satın alıyorlar: Telefon hattı, ev temizliği ve evde bakım hizmetleri gibi düşünün! İzleme, bunlar için sıklıkla bir kafa dinleme ve rahatlama etkinliği olmaktan çıkabiliyor; kitap okumak, bulmaca çözmek, müzeyi gezmek gibi bir yaşam deneyimine dönüşebiliyor. Yakın gelecekte CV’lerdeki hobiler kısmına Netflix yazılabilir; alınan eğitim ve kurslar kısmına Netflix’te izlenen diziler eklenirse şaşırmamak gerek. YouTube’dan eğitim videosu izlemekle Netflix’ten tematik bir diziyi bitirmek arasındaki fark gittikçe kapanıyor.

Netflix Vizyonunu Herkes Paylaşmıyor

Peki, neden herkes Netflix abonesi olmuyor bu kadar ucuz ise? Çeşitli sebepleri var: Netflix’in kışkırtıcı, nihilist, yaratıcı ve postmodernist vizyonunu herkes paylaşmıyor.

 

Yazan: Şevki IŞIKLI

 

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir