Ana Sayfa / Bilişim ve Teknoloji / Oyun Bağımlılığı Artık Resmen Hastalık

Oyun Bağımlılığı Artık Resmen Hastalık

Dünya Sağlık Örgütü, uzun süredir tartışılan bilgisayar oyunu düşkünlüğünü, tedavi edilmesi gereken hastalıklar kategorisine koydu ve bir bağımlılık olarak tanımladı. Peki, bu ne anlama geliyor?  

Oyun bağımlılığı, Uluslararası Hastalıkların Sınıflandırılması Kılavuzun (ICD) 11’nci sürümünde, oyun oynama davranışının bir sonucu olarak (dijital oyun veya video oyunları) ortaya çıkan bağımlılıklar çatısı altında tanımlandı.

Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre, oyunun diğer ilgi alanlarına ve günlük aktivitelere göre önceliği ve olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına rağmen oyun oynamaya devam edilmesi veya diğer etkinliklerin ikinci plana atıldığı aşırı bir oynamanın söz konusu olduğu durumlarda bağımlılıktan söz edilebilir.

Birçok insan alkol ve uyuşturucu bağımlılığı gibi durumların acı ve ıstıraba neden olabileceğini biliyor. Bağımlılıklara yol açan maddeler bireyi olağandışı ve genellikle yıkıcı olan davranışlarda bulunmaya zorluyor. Ancak artık bağımlılık algıları değişiyor. Tıp uzmanları, modern çağda davranışsal bağımlılıkların video oyunları gibi zararsız görünen şeyleri içerdiğini fark etmeye başladılar bile.

Hastalıkların Uluslararası Sınıflandırması Neyi İfade Ediyor?

Uluslararası Hastalıkların Sınıflandırması (ICD), dünya çapındaki sağlık eğilimlerinin ve istatistiklerinin tanımlanması, hastalıkların, sağlık durumlarının rapor edilmesi amacıyla oluşturulmuş uluslararası bir sistemdir. Dünyadaki tıp pratisyenleri tarafından çeşitli koşulları teşhis etmek ve araştırmaları koşullara göre kategorize etmek için kullanılır. ICD’ye bir bozukluğun dâhil edilmesi için halk sağlığı stratejilerinin planlanması ve bozuklukların izlenmesi gibi hususlar dikkate alınır.

Oyun Bağımlılığı Neyi İfade Ediyor?

Günümüzde artık bir bağımlılığın uyuşturucu içermesi gerekmiyor. Bağımlılık, beyin ödülü, motivasyon, hafıza ve ilgili devrelerin kronik bir hastalığıdır. Temel olarak, beyninizin ödül merkezlerini tetiklemeye başlayan herhangi bir madde ya da aktivite – sizi iyi hissettiren hormonları salgılayan – sizi patolojik olarak rahatlatmaya iten bir yoldur. Video oyunları, bir rakibi yenmenize ya da yüksek puanlar almanıza izin vererek size heyecan verebilir bu durum aynı beyin devresinin bir içkiye verdiği tepkiye benzerdir. Örneğin, Candy Crush gibi zararsız oyunlar bile kullanıcıların karakteristik özelliklerini etkileyebiliyor.

Oyun Bağımlılığı Neden ICD-11’e Dâhil Edildi?

ICD-11’e oyun bozukluğunun dâhil edilmesine dair karar, mevcut kanıtların gözden geçirilmesine dayanmaktadır ve ICD-11 gelişim sürecinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından üstlenilen teknik istişareler sürecine dâhil olan farklı disiplinlerden ve coğrafi bölgelerden gelen uzmanların bir konsensüsü çerçevesinde ele alınmıştır.  Oyun bozukluğunun ICD-11’e dâhil edilmesi, dünyanın birçok yerinde oyun bozukluğu semptomlarına sahip kişiler için tedavi programlarının geliştirilmesini anlamına gelmektedir.

Oyun Oynayan Herkes Oyun Bağımlısı mı?

Çalışmalar, oyun bozukluğunun dijital veya video-oyun etkinliklerine katılan kişiler üzerinde olduğunu ancak bunların küçük bir kısmını etkilediğini göstermektedir. Bununla birlikte, oyuna katılan insanların özellikle diğer günlük faaliyetlerini ikinci plana atıp atmadığı, oyun faaliyetlerine harcadıkları süre, fiziksel veya psikolojik sağlık ve sosyal işlevselliklerindeki değişikliklere karşı uyanık olmalıdırlar. Dünya Sağlık Örgütünün oyun bağımlılığına yönelik belirlediği davranış özellikleri şunlardır:

  • Oyunun başlangıcı, sıklığı, yoğunluğu, süresi, sona ermesi veya oyun üzerinde bozulmuş kontrol dürtüsü.
  • Oyunun diğer yaşam ilgilerine ve günlük etkinliklere göre ön planda olması, oyuna verilen önceliğin artması.
  • Olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına rağmen oyun oynamanın devam etmesi veya tırmanması.

Oyun bozukluğunun kesin teşhisi için bireyin davranış örüntüsü olan kişisel, ailevi, sosyal, eğitimsel, mesleki veya diğer alanlarda önemli ölçüde bozulma olması gereklidir. Aynı zamanda bu durumun en az 12 ay boyunca belirgin olacak şekilde görülmesi gereklidir.

Mert Küçükvardar

 

Kaynak: http://www.who.int/16.06.2018

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir