Ana Sayfa / Uygulamalı Felsefe / Tartışma: Doğu ve Batı Düşüncesine Felsefi Bir Bakış

Tartışma: Doğu ve Batı Düşüncesine Felsefi Bir Bakış

  • Tartışma Konusu

“Karşılaştırmalı felsefe, iki veya daha fazla felsefi gelenek üzerine çalışmadır ve  neredeyse tamamen antropoloji veya kültürel çalışmalara odaklanmış uzmanlara terk edilmiştir.”

Julian Baggini

  • Cevaplar

İddianın “neredeyse tamamen” kısmının bizi nereye kadar yönlendireceği belirsiz ancak gerçek resmin doğru bir şekilde anlaşılmasından ziyade, daha çok bir feragat-name gibi görünüyor. Orta Çağ’da İspanya’da Yahudi, Müslüman ve Hristiyan filozoflar, mutlu bir şekilde fikir teatisinde bulunmuşlardı. Leibniz, Çin felsefesi ile, Schopenhauer ise Hint felsefesiyle ilgilenmişti. Sözü, bugünkü ya da yakın geçmişteki duruma getirdiğimizde, yaklaşık 20 yıl önce Batı felsefesinin yanı sıra Çin ve Hint felsefi gelenekleri üzerine yazdığım Bilgelik, Sezgi ve Etik adlı eserime işaret edeceğim. Sanılanın aksine karşılaştırmalı felsefe bu kadar şaşırtıcı yeni bir zemin değildir. ( Trevor Curnow / Cumbria Üniversitesi Antik Felsefe Profesörü)

Julian Baggini tarafından da belirtildiği gibi, “hepimizi ilgilendiren büyük sorulara” odaklanan genel felsefenin yanı sıra, argümanların ayrıntılı analizine odaklanan geçerli başka felsefe türleri de vardır. Analitik felsefe küçük, teknik soruları dikkate alır. Bu, büyük cevaplar arayanları sinirlendirebilir. Yine de Baggini’nin dediği gibi, kötü ve tehlikeli şekilde yoldan çıkan büyük sorular felsefesine karşı önemli bir panzehir olabilir.  Ve evet, analitik felsefe kendisi hakkında evrensellik iddiasında bulunur. Analitik felsefenin modern bilim, mühendislik ve matematik ile birlikte, erken modern Avrupa’da ortaya çıktığı gerçeği, pek de ilginç değildir. Çünkü bunlar bütün bir insanlık için evrensel bir miras oluştururlar. (Ian Dunbar / Warringto)

Julian Baggini’nin Hristiyan (ve Yahudi) katkısına duyarsız kalarak zaman anlayışımız hakkında yazma biçimi dikkat çekicidir. MÖ 8. yüzyılda başlayan 300 yıl, aynı zamanda İşaya, Hoşea, Yeremya, Ezekiel ve diğer peygamberlerin zamanlarıydı. MS  4. yüzyılda Augustine, zamanın madde ile birlikte yaratıldığı iddiasında ısrar ederken büyük patlama fiziğini öngörmüş de oluyordu. Fakat temelde, Hristiyan inancının bir uzantısı olarak evrensel “ilerleme’’ fikrine gelip dayanır. Bu fikir yanlıştır ve Baggini bunu önermekten ziyade daha iyi anlamalıdır. “İlerleme”, en iyi ihtimalle yarı Hristiyan bir aydınlanma fikridir. Hristiyanlar “hikaye”nin “ilerlediği” değil, bir başlangıç ve bitişi olduğu konusunda sırar ederler. (Chris Jeyne / Tredegar, Gwent)

Çeviri Duygu Aydemir

Kaynak: The Guardian

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir