Ana Sayfa / Bilişim ve Teknoloji / Toplumsal Emeğin Üretkenlik Gücü: Büyük Veri

Toplumsal Emeğin Üretkenlik Gücü: Büyük Veri

Büyük veri, bilime sağladığı imkânlardan dolayı günümüzün en popüler konuları arasında yer almaktadır. Olası etkileri açısından tartışmaları süren bu kavram, tarihsel bir perspektifte benzer devrimci yapılarlarla karşılaştırıldığında insanlık birikiminin aşamalarına ayna tutmaktadır. Bu çerçevede yapılan Marx’ın “elbirliği teorisi” ile “büyük veri” arasındaki yapısal karşılaştırma, kayda değer bir ilişkiyi göstermektedir.

Elbirliği teorisi, 19. yüzyılın ikinci yarısında işçilerin el emeğinden azami derecede faydalanmak üzere kapitalistlerin geliştirdiği bir sistemi anlatmak üzere Karl Marx tarafından ortaya atılmış ve çok sayıda işçinin bir ve aynı yerde ya da farklı, ama aralarında ilişki bulunan süreçlerde yan yana çalışmaları şeklinde tanımlanmıştır. Sırf bu tanıma bakıldığında dahi her iki kavram arasında yapısal bir benzerlik olduğu görülür. Çünkü zengin ve yaygın iletişim, bilişim ve diğer ileri teknoloji ile donatılmış bir bilgi toplumunun çıktısı olarak tanımlanan büyük veri de tüm toplum ve nesnelerin bilgi üretmek için yaptığı iş birliği şeklinde düşünülebilir.

Mümkün olduğunca çok insanın emek gücünün bir araya getirilerek seri bir biçimde ürünü ortaya çıkarma gayesinin güdüldüğü elbirliğinde olduğu gibi, bilinçli veya bilinç dışı bir biçimde tüm insanlar ve nesneler artık internet aracılığı ile dijital ortama bilgi üretmektedir. Burada küresel bir işbirliği vardır. Bu yolla neredeyse küresel bilinç düzeyine erişen dünya, tüm geçmiş zamanların toplamından daha fazla bilgi üretmektedir. Dijitalleştirilerek depolanan bu bilgi yığını, ihtiyaca uygun olarak işlenerek küresel düzeyde kullanıcıların hizmetine sunulmaktadır. Her iki sistemde de bireyin üretici gücünde bir artışı değil yepyeni bir gücün, yani kitlelerin ortak gücünün üretilmesi söz konusudur.

Bilinen bir gerçek var ki ortaklaşa emekle alınan sonuç, tek tek bireysel emek tarafından ya hiç yaratılamayacak ya da büyük zaman harcanarak ancak çok küçük boyutlarda elde edilebilecektir. Burada ortaya çıkan kitlelerin gücünün yeni dönemde büyük verinin bizzat kendisi olduğu görülür. Aynı şekilde elbirliğinde de sadece sayıca farklı denebilecek kişiler, aynı ya da benzer türden bir iş üzerinde birlikte çalışabilmekte ve ortaklaşa emeğin bir parçası olarak emek sürecinin farklı bir evresini karşılayabilmektedir. Böylece yapılan iş karmaşık bile olsa, çeşitli işlemlerin farklı kimseler arasında dağıtılması sonucu işin tamamının bitirilmesini kısa zamanda gerçekleştirebilmektedirler.

Elbirliğinde, işin geniş ve yaygın bir alan üzerinde yürütülmesine olanak sağlandığı için bataklıkların kurutulması, bentlerin yapımı, sulama işleri ve kanal, yol ve demiryolları yapımı gibi birtakım girişimleri de zorunlu kılmaktadır. Bu üretimin yapılmakta olduğu alanda nispi bir daralmaya neden olmakla birlikte üretim boyutlarındaki artış, işçilerin bir araya toplanması, çeşitli süreçlerin yan yana getirilmesi ve üretim araçlarının yoğunluk kazanması, bazı gereksiz harcamalardan tasarruf edilmesini sağlar. Büyük verinin küresel akış biçimi, kullanıcıların ulaşım kolaylığı ve sonuçları üzerinde düşünüldüğünde de her iki kavram arasında bir paralellik görülmektedir. Çünkü ikisi de emek gücüdür ve yöntemi ne olursa olsun aynı zamanda toplumsal emeğin üretme gücüdür. Her ikisinden de bu güç, doğrudan doğruya elbirliğinden doğmaktadır.

Kolektif emek, birlikten doğan kuvvet

Marx’ın belirttiği gibi elbirliğinde, bireyselliğin verdiği bağlar parçalanır ve bu ortak eylem bireylerin yetilerini geliştirmektedir. Çünkü bir kişinin hiçbir zaman ulaşamayacağı bir sonuca çok sayıda kişi elbirliğiyle ulaşmaktadır. Büyük veride tüm dünyanın bilgisi bulunduğundan uygun veri seti alınarak bir kişinin ulaşamayacağı ya da kısa vadede ulaşamayacağı bilgilere ulaşılabilmektedir. Genel kural olarak işçiler, bir araya getirilmeksizin elbirliği yapamazlar: tek bir yerde toplanmaları, elbirliğinin zorunlu bir koşuludur. Büyük veride de internet ortak alandır. Tüm bilgilerin bulut sistemlerde toplanarak ortak kullanıma sunulması şartı vardır. Emek, sermayenin denetimi altındaki elbirliği haline geldiği andan itibaren yönlendirme, denetleme ve düzenleme işi, sermayenin işlevlerinden biri haline gelmektedir. Büyük veride ise emek şirketlerin uygun veri setini bulması ve onun işlemesinde ve düzenleyerek yeni bir hizmetin üretilmesinde vücut bulur.

Büyük veride de kişi büyük veriye sahip olduğu ve onu kullanabildiği ölçüde bilgedir. İşçi, satışı için kapitalistle pazarlığa giriştiği ana kadar, kendi emek-gücünün sahibidir; büyük veride de bilgiyi bir kez paylaştıktan sonra artık o tüm dünyanındır. Birbirinden bağımsız olan bu işçiler, teker teker kapitalist ile ilişki halindedir, ama kendi aralarında herhangi bir ilişki yoktur. Büyük veri kaynaklarının da birbirleri ile fiziksel ilişkileri yoktur. Onların bağlantısı internettir. Her ikisinde de elbirliği, ancak emek süreci ile başlamaktadır ama o zaman da artık onlar -yeni dönem için bilgileri- kendilerine ait olmaktan çıkmaktadırlar. Bu sürece girmekle anonimleşir ve ortak ürün olurlar.

Basit elbirliğinin yarattığı büyük etki, eski dünyada Asyalıların, Mısırlıların, Etrüsklerin vb. dev yapılarında görülebildiğini söyleyen Marx, geçmiş zamanlarda bu devletler tarafından yapılan görkemli ya da yararlı yapıların neredeyse tamamı için tarım-dışı nüfusun ortak emeği ile kurulduğunu, insanı hayrete düşüren dev heykellerin ve büyük kütlelerin hareketinin insan emeğinin hovardaca harcanmasının sonucu olduğunu söylemektedir. Her bir parçası küçük, dayanıksız ve önemsiz olmasına karşın, okyanusun derinliklerinden yükselen mercan resiflerinin oluşturduğu büyük adalar, dayanıklı karaların oluşmasında elbirliği edilmiş emeğin gücü vardır.

Bugün ise büyük verinin gücü akıllı sistemlerde, yapa zekada, arttırılmış gerçeklikte ve daha nice şaşırtıcı teknolojide görülebilmektedir. Bu yönüyle günümüzde ağa bağlı olan bilgisayarlar aracılığıyla, Marx’ın o dönem için hiç aklına getiremeyeceği türden büyük bir kitlenin, tüm insanların hatta doğadaki tüm varlıkların “elbirliği” ettiği bir sistemden bahsedebiliriz.

Toplumsal iş birliğinin gücü geçmişte tek tek insanın başaramayacağı devasa sonuçları verdiği gibi bugün de küresel iş birliği şeklinde kendini hissettirerek, insanlık tarihinde devrim denebilecek yeni icatlar kazandırmasındadır. Tek bir farkla: Marx, o gün toplumsal “elbirliği”ni kapitalistin bir sömürü aracı olarak gördüğü için negatif bir durum olarak sunmaktaydı, bugün ise yeni teknolojilere kaynaklık ettiği için bu elbirliğinin “küresel” boyutlara ulaşmış olması dahi sorun değil aksine büyük bir imkân olarak görülmektedir.

Yazar: Abdulkadir Büyükbingöl

Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir