Ana Sayfa / Popüler Bilim / Yo-Yo Sendromu Tarihe mi Karışıyor?

Yo-Yo Sendromu Tarihe mi Karışıyor?

Diyet sonrası artan açlık hormonu salgısının önüne geçmek gen tedavisiyle artık mümkün olabilecek. Diyet sonrasında açlık krizlerine yol açan yo-yo sendromu, kilo sorunu olanların kalıcı olarak zayıflamalarına engel oluyordu. Gen tedavisiyle bu fenomenin artık ortadan kaldırılması mümkün görünüyor.

Aşırı kilolarını veren fareler üzerinde yapılan deneyler olumlu sonuçlar verdi. Bu tedavi yöntemi, sıkı diyet sonrası daha fazla salgılanan açlık hormonu Ghrelin’i pasifleştiren bir enzimin vücut tarafından daha çok üretilmesine dayanıyor.

İnsanların 3’te 1’i aşırı kilolu

Çağımızın hastalığı obezite yüzünden yer yüzündeki aşırı kilolu insan sayısını rekor seviyelere ulaştı. Güncel bir araştırmaya göre insanların üçte biri aşırı kilolu. Aşırı kilolar şeker, kalp ve tansiyon hastalıklarına davetiye çıkarıyor; beyin ve genetik mirası etkiliyor.

Gün geçtikçe daha fazla insan, uzun vadede sağlıklı kalabilmek için kararlı şekilde kilo vermek zorunda kalıyor. Fakat zayıflamak isteyenler tam da bu konuda zorlanıyor. Diyetler sayesinde ilk etapta kilo verilse bile birçok insan meşhur yo-yo sendromu nedeniyle kilosunu uzun süreli muhafaza etmekte başarısız oluyor.

Diyet yaparken neler oluyor?

Diyet esnasında vücudun alışık olmadığı kalori açığıyla birlikte metabolizmada değişimler meydana gelmektedir. Bunun sonucunda insan bedeni daha az metabolizma hızlandırıcı hormon üretir ve açlık hormonu Ghrelin’i daha fazla salgılamaya başlar. İştah açıcı bu hormon, vücuda gıda şeklinde enerji gereksinimi olduğu sinyali verir.

Bedenin kilo verme sürecinde gösterdiği hormonal uyum tepkileri, kilo vermek isteyenlerin hayatlarını zorlaştırıyor. Peki, zayıflamak isteyenlerin işlerini bir şekilde kolaylaştırmak mümkün olabilir mi? Bu sorunun cevabını Rochester’de bulunan Mayo Clinic Tıp kurumunda görevli Stephen Brimijoin ve arkadaşları araştırdılar. Araştırmalar esnasında farelere öncelikle yağlı yiyecekler verip kilo almalarını sağlayan bilim adamları, sonrasında hayvanlara sıkı bir diyet uygulattılar.

Bütirilkolinesteraz enzimi rol oynuyor

Kemirgenlerin, üç haftalık zayıflama kuru boyunca %40 daha az kaloriyle beslenerek gözle görülür derecede zayıflamaları sağlandı. Sonrasında ise normal beslenmelerine devam edildi. Bu deneyin asıl özel yanı şu: Farelere yo-yo sendromu tehlikesini minimize etmek için, hücrelerine bütirilkolinesteraz enzimini tutan genler sızdıracak virüsler enjekte edilmesi.

Ghrelin hormonunu bölüp pasifleştirme fonksiyonu olan bu peptit, açlık hissi sinyallerini kontrol etmede büyük rol oynuyor. Bilim adamları klinik testlerden çıkan sonuçlara göre, bütirilkolinesteraz miktarındaki değişimlere çoğu kez aşırı kilo, bozuk yağ metabolizması veya tip 2 diyabet gibi sağlık sorunlarının eşlik ettiğini ifade ediyorlar. Gen tedavisinin amacı, bütirilkolinesteraz geninin ekspresyonunu arttırıp vücutta bu enzimin normalden daha fazla üretilmesini sağlamak.

Yo-yo sendromu ortaya çıkmıyor

Peki, tedavinin etkisi ne? Deneylerden elde edilen sonuçlarda, sıkı diyet sonrası gen tedavisi uygulanan farelerin kanlarında uzun süre daha fazla bütirilkolinesteraz’a rastlanırken iştah açıcı hormon Ghrelin’in aktif hâline daha az rastlandı. Bu durumun kilo verme başarısına da etkisi oldu: Deney fareleri diyet sonrası, herhangi bir etkisi olmayan genle tedavi edilen diğer hayvanlara kıyasla, daha az kalori alma ihtiyacı duydular ve kilolarını uzun süre muhafaza etmeyi başardılar.

Bilim insanlarına göre bu sonuç, yo-yo sendromunun temelinde yatan mekanizmaların aktif olarak kontrol edilebileceğini gösteriyor. Ayrıca bütirilkolinesteraz enziminin bunun için gelecek vaat eden bir çıkış noktası olabilir. Bu yöntemin gelecekte obezite tedavisi ve uzun vadede sağlıklı kilo teşvikinde kullanılabileceği düşünülüyor.

Reşat OKUR

Kaynak: www.scinexx.de (26.09.2017)
Facebook Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir